Kârı şirketlere, riski kamuya: Obezite ilaçlarının görünmez bedeli

Türkiye obezite ve kilo kontrolü ilaçları pazarı, küresel trendlere paralel olarak ciddi bir ivme kazandı. Ancak bu yalnızca ekonomik bir genişleme değil; aynı zamanda etik, tıbbi ve politik bir kriz alanı olarak da karşımızda duruyor.

Türkiye’de uzun süredir reçetesiz antibiyotik temin etmek mümkün değil. Hekim olsanız dahi, herhangi bir eczaneden “hatırla” ya da ödünç antibiyotik almak söz konusu değil. Özünde doğru bir uygulama.

Asıl çelişki ise “Kilo verdirici iğneler” olarak bilinen yeni kuşak ilaçların yaygın biçimde, fiilen reçetesiz olarak piyasada dolaşıma girmesidir. Metabolik sistemi doğrudan etkileyen, enjeksiyon yoluyla uygulanan ve uzun dönem etkileri henüz netleşmemiş bu ilaçlara böylesine kolay erişim, Türkiye’de ilaç regülasyonunun hangi önceliklerle şekillendiği sorusunu kaçınılmaz kılıyor.

Birkaç yüz liralık bir antibiyotiğe reçetesiz ulaşılamazken, aylık maliyeti 8-20 bin TL arasında değişen kilo verdirici ilaçların serbestçe temin edilebilmesi, bu çelişkinin en görünür halidir.

Hekim reçetesi olmaksızın kilo verdirici ilaçların yaygın biçimde satılması yalnızca bir denetim sorunu değildir; bilimin bilinçli biçimde süreç dışına itilmesidir. Bu durum, üniversitelerdeki öğretim üyeleri dahil olmak üzere hekimlerin kendi hastaları üzerinden sistematik gözlem yapabilme olanağını ortadan kaldırmakta; ilaç sektörünün görmek istemediği yan etki profilleri........

© Evrensel