Saray darbesi, süreç hesabı ve yeni rejim inşası |
Yargının, Saray rejiminin siyaseti dizayn etme ve bu temelde gerçekleştirdiği tasfiye operasyonlarının aparatı haline getirildiği, bu siyasi tasfiye operasyonlarının en çok öne çıkan isminin bugün adalet bakanlığı koltuğunu işgal ettiği ortadayken istinaf mahkemesinin ana muhalefet partisi CHP hakkında verdiği “mutlak butlan” kararının kendisinin de bu kararın zamanlamasının da iktidarın siyasi dizayn ve tasfiye stratejisinin bir parçası olduğuna şüphe yoktur. Dolayısıyla CHP’nin Sabık Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan başlayarak sanki ortada hukuki bir karar ve süreç varmış gibi tutum alan herkesin aslında Saray rejiminin yargı eliyle gerçekleştirdiği bu siyasi darbenin bir parçası olduğu da açıktır. Zaten mahkemenin yetkisi olmadığı halde kendisinin Özgür Özel karşısında genel başkanlığı kaybettiği CHP’nin 38. Genel Kurulunun iptali yönündeki davayı kabul ettiği günden bu yana Saray rejiminin yargı eliyle gerçekleştirdiği bu siyasi operasyona karşı tutum almaması ve dahası “mutlak butlan” kararından bir gün önce çıkıp “arınma” videosu yayımlaması, Kılıçdaroğlu’nun pozisyonunu yeterince açıklamaktadır.
Öte yandan CHP ile ilgili “mutlak butlan” kararının; Öcalan ve Kürt hareketinin bileşenlerinin sürece dair en çok önemsedikleri başlıklardan biri olan Öcalan’ın statüsü konusunda iktidar ortağı Bahçeli’nin açıklama yaptığı ve bu açıklamanın AKP Sözcüsü Ömer Çelik ile Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından sahiplenildiği bir dönemde alınmasının rastlantı değil, bütünlüklü bir siyasal dizayn mühendisliğinin parçaları olduğunu söylemek için de kahin olmaya gerek yoktur. “Mutlak butlan” hamlesi ile bir yandan CHP’nin iç tartışmalara sürüklenmesi ve demokratik muhalefetin etkisizleştirilmesi, öte yandan da Öcalan’a statü adımı üzerinden Kürt hareketinin beklentiye sokularak Saray rejimine karşı kitle mücadelesinden yalıtılması amaçlanıyor.
Kitle desteği zayıflayan ve güç kaybeden Saray rejimi, bölgedeki (Ortadoğu) hesapları bir tarafa Kürt sorunundaki süreci; “İç cepheyi güçlendirme” adı altında kendini tahkim etme ve bu baskı rejimini kalıcılaştıracak bir anayasa değişikliğinin dayanağı........