menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Komisyon raporu ve sosyalistlerin tutumu

71 427
21.02.2026

Mecliste kurulan ‘Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı ortak raporun oylanması sonrasında hem raporun içeriği ve hem de bu rapor için kullanılan oylar konusunda tartışmalar devam ediyor. Özellikle rapora şerh koyarak ‘evet’ diyen DEM Parti’nin Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için birlikte mücadele eden güçler olarak; bu rapora ‘hayır’ diyen Emek Partisi (EMEP) ve Türkiye İşçi Partisine (TİP) yönelik eleştirileri, konuyu bazı açılardan ele almayı gerektiriyor. Öncelikli olarak da Komisyon raporuna karşı tutum ve bu bağlamda Kürt meselesinin çözümü bakımından kimin nerede durması gerektiği…

Öncelikle iktidar ortağı Bahçeli’nin Kürt Hareketi Lideri Öcalan’a çağrı yaptığı günden bugüne iktidarın hedefi çok netti: Saray rejimi bir yandan “terörsüz Türkiye” adı altında Kürt hareketinin tasfiyesi ve bu temelde ABD emperyalizmi ile uyumlu biçimde bölgenin (Ortadoğu) yeniden dizaynında daha ileriden roller almak ve öte yandan da bu süreci iç politikada muhalefeti bölüp, baskı rejimini kalıcılaştıracak bir anayasa değişikliği için araçsallaştırmak istiyordu. Buna rağmen görev alanını “silahların bırakılması” ile sınırlamış olsa da Mecliste ilk kez sorunun tartışılacağı bir komisyonun kurulması ve bu komisyonda CHP dahil muhalefetin de yer alması önemliydi. Sadece sürecin taraflarından biri olan DEM Parti değil; EMEP ve TİP de bu komisyonda yer almayı iktidarın politikaları karşısında Kürt meselesinin çözümü ve demokratikleşme konusunda mücadelenin bir alanı ve konusu olarak gördüler ve bu nedenle de komisyona katılmayı kabul ettiler. Sonuçta görev alanı daraltılmış olsa da komisyon raporu, demokratik ve barışçıl çözüme kapı aralanıp aralanmayacağı sorusunun yanıtı bakımından önem taşıyordu.

Raporla ilgili söylenebilecek ilk şey; yüz yıldır Kürt sorununu inkar etme, Kürtlerin ulusal-demokratik hak ve mücadelesini baskı ve şiddet politikalarıyla yok etmeye çalışma tutumunun ‘haklı’ konuma oturtulduğu ve meseleyi bir kez daha “terör sorunu” olarak gören bir bakış açısıyla hazırlandığıdır. Bu yönüyle ortak rapor önemli oranda AKP ve MHP’nin hazırladıkları raporların bir devamı niteliğindedir.

Bu rapor bağlayıcı niteliği olan yüksek mahkeme (AİHM ve Anayasa Mahkemesi) kararlarının uygulanmasını, seçilmişlerin yerine kayyım atanmamasını bile örgütün kendini tamamen tasfiye etiğinin devletin ilgili........

© Evrensel