We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Düşünüyorum ve kızıyorum ya da tersi

30 1 1
29.03.2020

Evdeyim, kapıdan dışarı çıkmıyorum; evin içinde yürüyüş yolu belirledim volta atıyorum, bir yandan da düşünüyorum.

“Evrende mini minnacık bir varlığım ama sanki ben olmasam evren anlamsızlaşırmış gibi davranıyorum” diye düşünüyorum bir an ve kendime kızıyorum; kendime kızıyorum çünkü evreni bilmiyorum. Evrende mimi minnacık olmak hangi ölçü birimiyle ifade edilir onu da bilmiyorum, daha bir kızıyorum. “Üstelik evrende mini minnacık olmayı ölçen bir ölçü birimi var mı yok mu onu da bilmiyorum” diye mırıldanıyorum ve kızdıkça kızıyorum kendime… “Bunların hiç birini bilmiyorum ama bilmediğim her şeyin ben olmasam anlamsızlaşacağında kendimle hemfikirmişim gibi davranıyorum”. Oysa insanların toplumsal yaşamda özellikle AVM’ler, pazar yerleri, eğlence mekânları, konser salonları, camiler, toplu taşıma araçları ve benzerleri gibi gönüllü olarak, ya da, fabrikalar, askeri birlikler, askeri mekanlar, hastaneler, sığınmacı kampları, okullar, cezaevleri ve benzerleri gibi gönüllü olup olmadıklarına bakılmaksızın zorunlu olarak kalabalıklar halinde bir araya gelme durumundayken saflarını seyrekleştirme gereğine ‘sosyal mesafe’ diye ölçü birimi bulmuşlar; bunu niye önce ben bulamadım diye kızıyorum kendime, sosyal mesafe birimini hacim ve alan ölçülerine çeviremediğim için kızgınlığım daha bir artıyor.

Evin içinde belirlediğim yürüyüş yolundaki onuncu tur voltayı tamamlarken evren, evren içindeki kendim, evren-kendim denkleminin ölçü birimi, ölçülebilir böyle denklem olup olmadığı, her şey ben olmasam anlamsızlaşır gibi davranma düşüncem, bunları bir yana bırakıp kendime kızmaktan vazgeçiyorum; coronavirus19 üzerine yorumları, anlatımları, açıklamaları, konuşmaları, gevezelikleri, bilir-bilmez istekleri, anlar-anlamaz siyasi çıkarsamaları gözden geçirerek bir başka düzeyde düşünmeyi daha cazip bulmaya başlıyorum.

Evin içinde belirlediğim yürüyüş yolunda on birinci tur voltaya adım atıyorum; önce, evren-kendim denklemindeki sanki ben olmasam her şeyin anlamsızlaşacağı fikrini hafızamdan söküp alıyorum. Sonra, var olan toplumsal yapılanmayı kendi siyasi örgütlenmesi içinde dönüştürme mücadelesi diye bana uygun düşen talepleri sıralayıp, herkes için talep ederek objektifimmiş gibi görünmek adına toplumsallığımdan yararlanmak düşüncesinden de uzaklaşıyorum. Toplumsallığımı toplumun tüm bireylerinin, amacı her tür sağlık hizmetine parasız ve kesintisiz ulaşabileceği, sağlık hizmeti ortamlarının ve sağlık tanı, tedavi araç, gereçlerinin ve sağlığı güçlendiren, hastalığı tedavi eden iyileştirici maddelerin ve ilaçların sağlığın ve esenliğin sağlanması amacıyla, karlılık fikriyatının cazibesine kapılmaksızın geliştirilerek üretildiği, bilim insanlarının, doktorların, sağlık elemanlarının her tür ve hep en ileri düzey laboratuvar, eğitim, araştırma birimlerinden yararlanarak kendilerini yetiştirip yaratıcı olabildikleri, kimsenin geçimini sağlamak diye bir derdinin bulunmadığı, herkesin nerede olursa olsun, ne konumda bulunursa bulunsun, ne iş yaparsa yapsın yiyecek ve içecek gibi beslenme ihtiyacının güvence altına alındığı, barınmanın ve barınılan mekandaki iyi yaşam koşullarının nöronların beyine soru işaretleri yollayıp tedirginlik, hatta mutsuzluk kaynağı olmaktan çıktığı, vb., vb., şimdikinden farklı, yeni ve çeşitlenmiş, tüm canlı-cansız dediğimiz unsurlarıyla doğa/evrenle uyumlu temeller üzerinde yükselen bir toplumsal yapılanmanın ve onun, gün olur sönümlenir, siyasi örgütlenmesinin fikriyatının derinliklerinde sorgulamaya başlıyorum.

“Sağlık hakkı diyorsun, beslenme hakkı diyorsun, barınma hakkı diyorsun; hak........

© Evrensel