NATO; demir yumruktan kağıttan kaplana |
ABD Başkanı Trump’ın “ulusa sesleniş” konuşmasıyla dünyada yarattığı büyük beklenti de boşa çıktı. Beyaz Saray sözcüleri ve ABD medyasının yarattığı beklentiye bağlı olarak, gün boyunca Trump’ın neyi açıklayabileceği üzerinden yapılan spekülasyonlardan önce çıkanlar şunlardı: İran savaşını bitirme, kara harekatını başlatma, NATO’dan çekilme.
Ancak, 19 dakikalık konuşmada sonuç “hiçbiri” oldu.
Trump, içeride yükselen tepki ve eleştirileri bastırmak için savaşın, İran savaşının, “2-3 hafta yapacağımız aşırı sert vuruşlarla” bitirilebileceği beklentisini yaratmaya devam etti. Dolayısıyla bir ayını geride bırakan İran savaşının ikinci ayı da bulacağı ilan edilmiş oldu.
Ne var ki, savaş uzadıkça hem içeride hem dışarıda Trump’a karşı cephe genişliyor. Uzun vadeli hedeflerine ulaşma olasılığı her geçen gün azalıyor. Bu olasılık daha net görünmeye başlayınca genel olarak ABD-İsrail ittifakı, özel olarak Trump-Netanyahu ikilisi hem daha fazla haydutlaşıyor hem de yalnızlaşıyor.
Büyük siyasi çöküşler genellikle halkın desteğini ve dostlarını kaybederek yalnızlaşmayla başlıyor. İran savaşının sonuçları ve etkilerinin her bakımdan Afganistan, Irak, Libya, Suriye savaşlarından daha sarsıcı olacağı, savaş devam ederken görülüyor.
Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla dünya enerji fiyatlarındaki dalgalanma ve ona bağlı başlayan hayat pahalılığı bunların başında geliyor. Bunun yakın dönemde küresel sosyal harekete dönüşme olasılığı hiç de az değil.
Diğer önemli gelişme ise ABD’nin başını çektiği “Batı” bloku ve onun savaş örgütü NATO’daki derin yarılma. Savaşa girdiğinde NATO’daki dostlarının kendisini yalnız bırakmayacağından emin olan ABD emperyalizmi ve onun lideri Trump, tam anlamıyla hayal kırıklığı yaşıyor. Savaşı başlatmadan NATO ve Avrupalı emperyalistleri sürece dahil etme gereği görmeyen Trump, gelinen aşamada desteğe gelmediği için NATO’yu “kağıttan kaplan” ilan etti.
Halbuki NATO, kurulduğu 4 Nisan 1949’dan bu yana ABD tarafından işçi sınıfının, dünya halklarının tepesinde “demir yumruk” gibi kullanılıyordu. Soğuk Savaş yıllarında, NATO’ya bağlı kurulan örgütler aracılığıyla aralarında Türkiye’nin de olduğu ülkelerde askeri darbeler gerçekleştirildi, komünizmle mücadelenin en önemli askeri karargahı oldu. Yugoslavya’nın parçalanması, Afganistan ve Libya işgallerine doğrudan, diğer savaşlara da dolaylı olarak katıldı.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyanın ABD’nin çıkarları temelinde yeniden dizaynında demir yumruk gibi kullanılan NATO, uzunca bir süredir Avrupalı emperyalistler açısından “beyin ölümü” gerçekleşmiş bir örgüttür. Ukrayna savaşıyla yeniden diriltilirken, bunun ömrü de çok fazla olmadı.
Son haftalarda Avrupa’daki NATO ülkeleri sadece İran savaşına müdahil olmayı reddetmekle kalmadılar, aynı zamanda ABD’ye Soğuk Savaş yıllarında kurulan askeri üsleri kullandırmayı da durdurdular. Bunların başında elbette İspanya geliyor. İlk günden itibaren ABD’ye İran’a karşı üsleri kullandırmama kararı alan İspanya, hafta başında hava sahasını ABD savaş uçaklarına kapattı. Bu İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana bir ilk. Bu nedenle, İspanya Başbakanı Sanchez’in attığı adım sıradan bir durum değil.
Trump’ın Avrupa’da en fazla güvendiği ve kendisine yakın gördüğü İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de Sigonella Hava Üssünü İran savaşı için kullanılmasına izin vermediklerini açıkladı.
Diğer Avrupa ülkelerinden henüz İspanya ve İtalya gibi kararlar alınmadı. Ancak sürecin uzaması, savaşa karşı mücadelenin yükselmesi durumunda daha fazla ülke benzer adımlar atabilir. Bu da ABD’nin süreç içerisinde savaşı sürdürmesini daha da zorlaştıracak. Bütün bunlardan ötürü NATO’nun kurucu ülkesi ABD üyelikten çıkabilir mi? Trump’ın sık sık yaptığı bu tehdit gerçekleşebilir mi?
Denilebilir ki, Trump’ın ikide bir Avrupa’ya karşı tekrarladığı bu tehdit artık çok fazla ciddiye alınmıyor. Zira sorunun kaynağı NATO’dan çok, Avrupa ile ABD arasında ortaya çıkan emperyalist paylaşıma dair görüş farklılığından kaynaklanıyor. ABD’nin NATO üyeliği adına Avrupa’yı peşinde savaştan savaşa sürükleme dönemi kapanmış görünüyor. Bu nedenle öncesiyle kıyaslandığında zayıflamış, “kağıttan kaplana” dönüşmüş mecalsiz bir savaş örgütü haline gelmiş görünüyor. “Mecalsizliğin” nedeni yeteri kadar silah ve askeri donanım değil, bütün üye ülkeler için geçerli olan ve olacak siyasi ve ekonomik hedeflerin azalmasıdır.
Trump gerçekten NATO’dan ayrılma kararı vermesi durumunda, ABD emperyalizminin yalnızlaşma ve gerileme sürecini hızlandıracaktır. Bu arada ABD’nin çıkarlarının merkeze alındığı yeni bir askeri ittifak ortaya çıkabilir, ancak NATO kadar etkili olması imkansız görünüyor. Bu nedenle NATO’yu ABD’nin çıkarlarına endeksleme çabası devam edecek. Avrupa ise süreci, NATO’dan bağımsız bir askeri ittifak için kullanmaya devam edecek. Avrupa ordusu ekseninde başlatılan tartışmalar, Trump’ın yaptığı tehditler nedeniyle, AB üyesi olmayan İngiltere, Türkiye ve Norveç’in dahil edilerek genişletilmesi şeklinde sürüyor.
İran savaşı ekseninde yaşanan gelişmeler genel olarak Batı ittifakını, özel olarak da bu ittifakın savaş örgütü NATO’yu bir yol ayrımına getirmiş görünüyor. Batılı emperyalist devletler arasındaki çıkar çatışmaları aynı zamanda yeni ittifaklara ve askeri oluşumlara da kapı aralıyor. ABD güç kaybettikçe, yalnız kaldıkça hem itiraz eden ülkeler hem de halkların sesi daha fazla duyulacak.
Bugün başlayan Paskalya nedeniyle Almanya’da yapılacak Paskalya yürüyüşlerinin en önemli taleplerinden birisinin “ABD üslerinin kapatılması” olması boşuna değil. İran savaşı, dünya çapında ABD emperyalizmine karşı mücadelenin daha görünür hale geleceği dönemine de kapıyı araladı.