We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

"Umuda yolculuk"tan ölüme yolculuğa

3 5 33
06.03.2020

Türkiye-Yunanistan sınırında yaşanan mülteci dramı Avrupa Birliği’nin uzun bir süredir üzerinde çalıştığı planın eseri. Bu planda illegal yollarla AB’ye ulaşmak isteyen mültecilerin her türlü yol ve yöntem kullanılarak engellenmesi var. Bir taraftan iltica, yasal açıdan zorlaştırılırken diğer taraftan askeri ve polisiye yöntemlerle AB’ye giriş kapıları kapatıldı, dikenli telden duvarlar çekildi.

Yunanistan’ın iltica hakkını bir ay boyunca askıya alması “Avrupa hümanizmi”nin dibe vurmasından başka bir şey değildir. Savaştan ve yoksulluktan kaçan insanların canını kurtarmak için başka bir ülkeye sığınması, geçmişte de savaş ve faşist rejimlerden kurtulmanın bir alternatifiydi. Özellikle, bugün AB’ye mülteci politikası dikte ettiren Almanya için.

Hitler faşizminden kaçan milyonlarca Alman, aralarında Türkiye ve ABD’nin de olduğu pek çok ülkeye sığınarak canını kurtarmış, faşizm yıkıldıktan sonra ülkesine dönmüştü. Avrupa’nın kapısına dayanan mültecilerin geldikleri ülkelerin rejimleri Hitler faşizmi kadar barbar değil, ancak onlar da kendilerinden olmayanlara yaşam hakkı tanımıyorlar.

En önemlisi de geldikleri ülkeler emperyalist devletler tarafından satılan silahlar, sömürülen yer altı ve yer üstü kaynakları nedeniyle yaşanılabilecek gibi değil. Hiçbir Avrupa ülkesi Afganistan’da, İran’da, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da… olanların sorumluğunu bir yana bırakıp, suçu masum insanların üzerine atacak durumda değil. Doğup büyüdükleri ülkelerde güvenli bir gelecek perspektifi göremeyen insanların “umuda yolculuğu”nu “ölüme yolculuğa” çevirmeye bu ülkelerin hakları yok, olmamalı.

Ne var ki “kale”ye çevrilen Avrupa’nın sınırları can pazarına dönüşmüş durumda. Akdeniz ve Ege’de boğularak........

© Evrensel