menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2026 Newroz’unda eksik kalan

34 0
21.03.2026

Newroz’un Kürt halkının direnişini ve özlemlerini başarıyla yansıtan bir mecra olarak kitleselleşmesi sonrasında, Kültür Bakanlığınca düzenlenen Nevruz törenleri sahneye çıkarılmıştı. İki kutlama arasındaki ayrım ve simgesel rekabet, bu satırların yazarı tarafından 2000’li yılların başında hazırlanan akademik bir tezde incelenmişti.

Bahsi geçen araştırmaya dayanan ve 2012 yılında yayımlanan “Tören Simge Siyaset, Türkiye’de Newroz ve Nevruz Şenlikleri” başlıklı kitapta, bu iki kutlama arasındaki ortak noktalara değinilmiş, rekabet halindeki kutlamaların barışçı yönelimi güçlendirme kapasitesi üzerinde durulmuştu. Kökleri aynı kültürel kaynağa dayanan Newroz ve Nevruz bayramlarının barışa nasıl katkı sunabileceği kitapta aşağıdaki cümlelerle ifade edilmişti: 

“İnceleme sonuçlarım, Newroz ve Nevruz kutlamalarının ve özellikle bunların ortak paydasının, konu üzerinde farklı görüş sahiplerini bir araya getirebileceğini, bunlar arasında bir diyalog ortamı sunabileceğini ve duyulmayan seslerin duyulmasını sağlayan bir kanal olabileceğini önermektedir... İlk bakışta Newroz ve Nevruz’un karşıt konumlandırılmasından ortaya çıkan resim bir kültürel ihtilaftır. Newroz, nüfusun diğer kesimleri içinde bölücü Kürt eğilimi olarak görülmekte, Nevruz ise kültürel alandan Kürt kültürünün silinme kampanyasının yeni bir aşaması olarak algılanmaktadır. 

Oysa burada daha karmaşık bir durum söz konusudur. Bana göre bu kutlamaların tasarı ve inşa süreçleri ayrımlar üzerinden gelişse de, bunlar aynı zamanda pek çok toplumsal-kültürel ortak noktayı ortaya çıkarmaktadır... 1990’lardan bu yana, bütün gazeteler bu bayramlara geniş yer ayırmaktadır... Ana akım gazeteler Newroz’a terörist gündemin uzantısı olarak yaklaşmakta, sol eğilimli gazeteler ise Nevruz’u suni bir resmi kutlama olarak tanımlamaktadır. Ancak siyasal konumuna ve güncel duruma bağlı olarak kendini konumlandıran bu gazeteler farkında olmadan bu iki bayramın ortak noktalarının da altını çizmektedir. Her iki kutlamanın haber yapılma biçimlerine habercinin siyasal bakış açısı yansısa ve tek yönlü bir haber yapılsa dahi, diğer versiyonda da görülen şenlik ateşleri, renkli elbiseler, geleneksel halaylar ve barış odaklı pankartlar yanlı haberin sınırlarını aşıp “öteki” hedef kitleye de ulaşmaktadır. 

Newroz alanındaki konuşmalarda ve pankartlarda en sık kullanılan kelime ‘barış’tır. Benzer bir barış odaklı söylem Nevruz metinlerinde de görülmektedir. Nevruz dilinin en milliyetçi uçlarında dahi, ‘kardeşlik’ ve ‘dayanışma’ kelimelerinin sürekli tekrarlandığı gözlemlenmiştir. Bu paylaşılan barış teması son derece üretken bir çatışma dönüştürücü çerçevenin temelini oluşturabilir mi? 

Nevruz ve Newroz Bayramları sürekli olarak bir değişkenlik içindedir. Bu değişme ve dönüşme kapasitesi, belirli koşullar altında kutlamaların daha uzlaştırıcı işlevler yüklenmesinin önünde engel olmadığını önermektedir... Nevruz ve Newroz kutlamalarının karşı tarafa ilişkin algıları değiştirmekteki rolü, ‘biz’ tanımının yeniden gözden geçirilmesine de yol açabilir ve karşılıklı olarak çelişki halindeki tezleri dönüştürmeye başlayabilir. ‘Öteki’nin tanınmasındaki değişiklik potansiyel olarak uzlaşma çerçevesini yenileyebilir ve ortama ‘çözümleyici empati-duygudaşlık’ getirebilir.” 

Teması “Newroza Azadî û Yekîtiya Demokratîk - Özgürlük ve Demokrasi Newrozu” olarak belirlenen 2026 Newroz’unun tarihsel anlam ve önemi Diyarbakır’daki Sümerpark’ta açıklanan deklarasyonda şu cümlelerle ifade edilmişti: “Newroz, Kürt halkı için zulme karşı tarihsel bir isyan, inkara karşı varoluş iradesi, baskıya karşı direniş ve köleliğe karşı özgürlük ateşidir.” Devamında “Meclis bünyesinde kurulan komisyon önemli olmakla birlikte açıklanan rapor Kürt halkının ve demokratik kamuoyunun beklentilerini karşılamaktan uzak kalmıştır. Demokratikleşmeye dair önerilerin hayata geçirilmesi ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılması elzemdir” hatırlatması yapılmıştı.

Önceki yıllarda olduğu gibi 2026 Newroz’u da Kürt halkının özgürlük ve barış mücadelesindeki ısrarının kitlesel bir biçimde dile getirildiği bir yıl oldu. Ancak, Diyarbakır’daki büyük kutlama dahil olmak üzere 2026 Newrozlarında müjdeli haberler verilemedi. Newroz ve Nevruz’un aynı alanlarda kutlanması fırsatı bu yıl da kaçırılmış oldu.

Newroz kürsülerinden Kürt halkının geleceğini belirlemesi, dilini özgürce ve tüm alanlarda kullanması, mahpusların serbest bırakılması ve benzeri konularda atılan somut adımlara ilişkin haberlerin verilmesi yerine Kürt halkının özgürlük talebinin dile getirilmeye devam edilişi yürütülmekte olan sürecin eksikliklerini de kitlesel düzeyde yansıttı. Devlet temsiliyetinin Newroz alanlarındaki eksikliği, Kürt halkının hak ve özgürlükleri konusunda evrensel hukuk normlarına uygun bir ilerleme fikrinin yeterince güçlenmediğinin bir başka göstergesi oldu.

Ancak bu durum, 2027 Newroz’unun Kürt halkının eşitlik ve özgürlük mücadelesinde sahici kazanımların hayata geçirildiği, hak ve özgürlüklerin müzakere konusu olmadığı bir yıl olması umudumuza engel değil. 


© Evrensel