OVP ile Şimşek programına yeni devletçi revizyon gelir mi? |
Eylül ayında yeni orta vadeli program (OVP) açıklanacak. Her yıl olduğu gibi büyüme, enflasyon, bütçe açığı, işsizlik ve cari açık için yeni hedefler göreceğiz. Açıkçası bu somut hedeflerin çok anlamlı olmadığını geçtiğimiz yıllardaki tecrübeden biliyoruz. O nedenle bu OVP’de rakamsal hedeflerden çok, Mehmet Şimşek programının üç yılı aşkın uygulamanın ardından hangi yönde değişeceği ile ilgili belirtilere bakmak daha anlamlı olacak.
Şimşek programı yüksek faiz, değerlenen TL, kredi sınırlamaları, iç talebin baskılanması ve ücret artışlarının kontrol altında tutulmasına dayanıyor. Bu politika bileşimi dış finansmana erişim, rezerv birikimi ve kur istikrarı açısından olumlu sonuçlar üretti. Fakat aynı politika, hayat pahalılığı krizini sonlandırmadı. Aksine bu politikaların maliyeti alım gücü eriyen geniş toplum kesimlerinin üzerine yıkıldı.
Aynı oranda olmasa da mevcut programdan olumsuz etkilenen bir diğer kesim, sanayi sermayesi. Özellikle döviz kuru rekabetçiliğine ve düşük ücretlere dayanan emek yoğun sektörler, ciddi zorluklar yaşamaya başladı. Son aylardaki revizyon tartışmasının kaynağı da burada.
İstanbul Sanayi Odasından TOBB’ye, Anadolu’daki sanayi odalarından şirket yöneticilerine kadar genişleyen bir kesim finansmana erişim, yüksek faiz ve değerlenen TL konusunda ekonomi yönetimine baskı yapıyor. Haziran sonunda bu taleplerin programın tümden terk edilmesinden çok, belirli sektörlere yönelik seçici kredi kanallarının açılmasıyla karşılık bulabileceğini belirtmiştim.
13 Temmuz’da açıklanan destek paketi, bu yönde geldi. Yatırım taahhütlü avans kredisi (YTAK) programının limiti 750 milyar liraya çıkarıldı. İmalat sanayisine 250 milyar liralık ek uygun koşullu kredi açıklandı. Finansman maliyetinin 12........