Belirsizlikler yılı 2025 geride kalırken 2026 ne getirecek?
Yılın ilk yazısında bir genel değerlendirme yapmak, geçen yılı kapatmak ve önümüzdeki yıla kalanları tasnif etmek için yararlı oluyor. Geride bıraktığımız 2025 yılını tek bir kelimeyle özetlemek gerekirse, bu kelime belirsizlik olurdu.
2025 için ABD ve Avrupa’da olduğu kadar Türkiye’de de ortak olan temel olgu, ekonomide ve siyasette belirsizliklerin derinleşmesi. Ancak bu belirsizlik, ani şokların ya da beklenmedik krizlerin ürünü değil. Aksine, son kırk yılda inşa edilen neoliberal modelin krizinin yarattığı yapısal bir durum.
Belirsizliğin sermayeyi ilgilendiren kısmı, yatırım kararları ve önümüzdeki dönemdeki makroekonomik politikaların doğrultusunun ne olacağı ile ilgili. Emekçi sınıflar açısından ise belirsizlik, çalışma ilişkilerinin, gelir akışlarının ve yaşam planlarının öngörülemez hale gelmesi anlamına geliyor.
2025’te yoğunlaşan belirsizlikler, birbirini besleyen dört gelişmeyle tasvir edilebilir. Teknolojik, jeopolitik, ekonomik ve siyasi alandaki belirsizlikler, bunların bileşiminden oluşan bir belirsizlik rejimi, eskinin geride kaldığı ancak yeninin henüz doğmadığı bir küresel ara rejimi işaret ediyor.
Teknolojik dönüşüm, özellikle üretim süreçlerinde ve tedarik zincirlerinde robot kullanımının yaygınlaşması, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamaları, uzun yıllardır durağan olan üretkenliği artırma potansiyeline sahip. Ancak bu potansiyel, kapitalist mülkiyet ve rekabet ilişkileri içinde, emek üzerindeki denetimin yoğunlaşması biçiminde hayata geçiriliyor.
Teknoloji, farklı çalışan grupları arasında statü, ücret ve gelecek beklentileri bakımından yeni ayrımlar yaratıyor. Ortak bir sınıfsal deneyim üretmek yerine, emek piyasasını daha heterojen ve dağınık hale getiriyor. Bu da kolektif pazarlık ve örgütlenme kapasitesini zayıflatırken, belirsizliği bireysel bir sorun gibi........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin