menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Elinde son aboneye ulaştırdığı Evrensel gazetesi ile gitti Yasemin!

26 0
04.04.2026

Tekstil işçilerinin çalışma koşullarını, özellikle denetlenmeyen, kayırılan işletmelerde işçilerin neler yaşadıklarını daha çok da Gaziantep üzerinde görüyoruz. Özellikle BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in verdiği mücadele bu iş kolundaki koşulları, ağır sömürü düzenini görünür kılıyor. Bu nedenledir ki Mehmet Türkmen, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla tutuklu.

Bu ağır sömürüye karşı Tokat’ta Şık Makas’ın kadın işçileri de Antep’te Sırma Halı işçileri de direnişte. İşçiler çalıştırıldıkları kölelik koşullarını, yenen haklarını, verilmeyen emeklerinin karşılığını direnişle görünür kılmaya, seslerini duyurmaya çalışıyorlar...

Yasemin de bu sektörün bu ağır çalışma koşullarıyla, henüz çocuk denecek yaşta, 15-16 yaşlarında tanışmış bir kadın emekçi. İstanbul’un merdiven altı tekstil atölyelerinde başlayan, sonra Ankara’da devam eden işçilik…

Yasemin ile Evrensel gazetesinin ilk kuruluş yıllarında, Balgat’ta Dörtel’de işçi iken tanışmıştık. İşçi-sendika-çalışma hayatı alanında çalışan bir muhabirdim. Haber yapmak için önce biz atölyeye gittik, işçilerle çalışma koşulları, neler yaşadıkları üzerine görüşmek için… Orada tanıştık Yasemin ile… Sonrasında yanına aldığı kadın işçilerle gazeteye geldi sürekli, haberler, okur mektupları getirdi. O bağ hiç kopmadı ki, elinde abonelere dağıtmak üzere gazeteleri, son gazeteyi de verip, okuru ile biraz sohbet etmek isteği ve yılların, ağır yaşam koşullarının yıprattığı bedenin isyanı…

“Midem bulanıyor” ile başlayan, sonrasında elinde gazetesi yığılıveren Yasemin… İki haftayı aşkın direndi, hepimiz “Bunca ağır koşullara direnen Yasemin yine kalkar” desek de olmadı…

Onunla ilk tanışan da yıllardır arkadaş olan da bilir ki, tanısın tanımasın herkesi sıcacık gülüşüyle kucaklar önce… Ağız dolusu güler, gülüşünün samimiyeti gözlerinden bellidir. O artık sıradan bir işçi kadın değil, örgütlüdür, Emek Partisinin Yenimahalle ilçesinde yöneticidir. Ama aynı zamanda şimdi kuruluşunu kutlayan Ekmek ve Gül’ün yazarlarındandır, Evrensel gazetesini abonelerine ulaştırandır, kadın toplantıları organize eden, kendisi gibi emekçi kadınları örgütleyendir…

Yasemin’i en iyi tanıyan, ’90’lı yıllardan beri hem yoldaşı hem sırdaşı Hatice Boyraz Özel’dir. İki hafta boyunca her gün hastaneye giden, Yasemin’in yeniden hayata dönmesini bekleyen dostu, yoldaşı Hatice anlattı Yasemin’i…

Zor koşullarda geçen bir çocukluğu vardı Yasemin’in. Anne baba ayrılınca kendisinden 5-6 yaş küçük kardeşi ile babada, İstanbul’da kalır. O zaman tanışır tekstil işçiliği ile. Evlatlarını okutması beklenen baba kızını ve oğlunu çocuk yaşta çalıştırıp, maaşlarını da alır. Ancak bu durum uzun sürmez, sonra iki kardeş Ankara’ya annelerinin yanına gelirler, anne de evlidir…

17 yaşında evlendirilir Yasemin, hiç istemediği halde. Bir oğlu olur bu evlilikten, ancak Kızılay’ın ortasında bile şiddet gören Yasemin, Hatice’nin de desteği ile evi terk eder, sonrasında da resmi olarak ayrılır. Birkaç ay da Hatice’de kalır. Oğlu küçüktür, velayeti Yasemin’dedir, ama çalışmak zorunda olduğu ve bakacak kimse bulunmadığı için babaya verir.

Sonrasında ikinci evliliği ve ikinci çocuğu… Artık örgütlü, bilinçli, dirençli bir kadın olarak çocuklarına kol kanat geren bir anne aynı zamanda…

İnsanları sıcacık sarmalayan, çok mütevazı, güler yüzlü, arı gibi çalışkan Yasemin Köktaş artık yok… Yasemin’i en iyi anlatanlardan biri de Buse Vurdu’nun Ekmek ve Gül’de “Yasemin için” başlığıyla yayımlanan mektubu.

Geçen hafta Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, “Yargı muhabirleri ile bayramlaştı” diye servis edilen o fotoğrafı çok konuşuldu. Gazeteci İsmail Arı’nın gözaltında olduğu ve mahkemeye çıkarılmayı beklediği bayramın ikinci günü… O fotoğrafta yer alan gazetecileri, İsmail Arı ve Alican Uludağ’ı sormadıkları için eleştirmiştim. İlk fotoğrafı paylaşıp, sonra silen de BirGün Ankara Temsilcisi Nurcan Gökdemir’di. Arkadaşların ‘bayramlaşmanın’ iç yüzünü’ anlatması ve o paylaşımın altında gazetecilerin linç edilmesi üzerine sildiğini anlattı Nurcan…

Olayın iç yüzünü Akın Gürlek’in oldubittisi başlığı ile Faruk Bildirici 24 Saat gazetesindeki köşesinde yazdı: “Bayramlaşma tam bir oldubittiye getirildi; muhabirlere soru sorma izni verilmedi. Gürlek, geldi, gazetecilerle tanıştı; toplu fotoğraf çektirdi ve gitti”

Gazeteci arkadaşlarla da konuştum, soru imkanı verilmediğini, her şeyin bir anda olup bitirildiğini, alt kapıdan alınıp, fotoğraf çekiminin ardından üst kapıdan gönderildiklerini anlattılar: “Kurbanlık koyun gibi aşıyı vur geç, vur geç yaptılar. Tam anlamıyla tufaya getirildik. Sonrasında yazılanlar da bizi çok üzdü…”


© Evrensel