‘Devlet et mi satar, süt mü satar, bez mi satar’ diye diye!

Bugünlerde devletin kasası boşalınca yeniden, yoğun bir şekilde gündeme geldi özelleştirmeler; köprüler satılacak… Aslında sadece AKP iktidarı değil özelleştirmeci, ancak halk arasında bir deyim var ya “Hepsi yaptı, o üzerine tüy dikti” diye… Bütün iktidarlar özelleştirmeciydi, özellikle 1980 sonrası tüm kamu kurum ve kuruluşları özelleştirme sırasına kondu. Ama en özelleştirmecisi AKP oldu. AKP iktidarı, cumhuriyet tarihinin özelleştirme rekorunu kırdı, doymadı sürdürüyor özelleştirme girişimlerini…

12 Eylül, ulusal ve uluslararası sermayenin elini kolaylaştırıp, önlerindeki tüm dikenleri, çakıl taşlarını ayıkladı, deyim yerinde ise “Sermayeye dikensiz bir gül bahçesi” hazırladı… Turgut Özal ile hayata geçirilen 24 Ocak kararları, özelleştirmelerin hız kazanmasını da beraberinde getirdi.Özal, Demirel, Çiller, Erbakan, Ecevit… Hepsinin yol haritası oldu özelleştirmeler. Öyle ki, Ecevit Hükümeti döneminde IMF ve Dünya Bankası telkinleriyle, “Mesih” gibi gönderilen Kemal Derviş’in “15 günde 15 yasa”sı AKP için de devam edilecek bir yol oldu…

Hep, “Canım devlet et mi satar, süt mü satar, bez mi satar” dediler özelleştirmeye gerekçe olarak… Dönemin Et ve Balık Kurumunu, Süt Kurumunu, Sümerbank’ı ve ülkenin tüm kâr eden kuruluşlarını özelleştirmek için sıraya girdiler…Bu yazıda bizzat ürünlerini kullandığım, herkesin mutlaka uğrayıp alışveriş yaptığı gözde kuruluşlardan olan, “Devlet bez satmaz” diyerek tümüyle tarihten sildikleri Sümerbank’tan söz edeceğim.

Adı banka ama sadece bir banka değildi; özellikle ülkenin ilk büyük sanayi yatırımlarından biri, önemli bir sanayi gücüydü.Sümerbank, 3 Haziran 1933 tarihli kanunla planlanmış, 17 Haziran 1938 tarihli 3460 sayılı Kanun ile kurularak, ekonomide yerini almıştı. İlgili kanunun 50. maddesindeki;  “Sümerbank, Etibank, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası ve Denizbank kanunlar ile Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu kanunundaki hükümlerden bu kanuna muhalif olanlar mülgadır” ifadesi ile bir kamu iktisadi kuruluşu (KİT) oldu.

Türkiye’nin sanayileşmesini sağlamak için devlet eliyle büyük yatırımlar yapmak, özellikle tekstil sanayisinin geliştirilmesi amacıyla banka ve sanayi kuruluşu olarak, pamuklu ve yünlü dokuma, deri, ayakkabı, kimya, toprak ve seramik, kağıt ve demir-çelik gibi sektörlerde fabrikalar açtı. Bu fabrikalar hem istihdam yarattı hem de ürettiği kaliteli ve ucuz ürünlerle özellikle düşük gelirli kesimin adeta “eli ayağı” oldu.Sümerbank’ın ilk büyük tesisi, Sovyetler Birliği’nden alınan krediyle Kayseri’de bez tekstil fabrikası olarak 1935 yılında kuruldu. Ayrıca, Feshane (İstanbul-Defterdar), Basmahane (İstanbul-Bakırköy), Hereke Dokuma Fabrikası (Kocaeli), Beykoz Fabrikası (İstanbul) gibi tekstil alanındaki tesisler de Sümerbank’a devredildi.

1980’lerde uygulanan liberal-kapitalist politikalar sonucu ilk iş Sümerbank’ın yapısını değiştirmek oldu; 8 Aralık 1987’de “Sümerbank Holding AŞ” adıyla yeniden yapılandırıldı… Kaynaklara göre bu aşama, “Sümerbank’ın sadece klasik bir kamu bankası/teşekkülü olmasından çıkıp, holding kapsamında çok daha geniş üretim ve sanayi şirketlerini kapsayacak şekilde yeniden yapılandırıldığı bir geçiş” oldu.

Sonrasında uygulamaya sokulan özelleştirme planı ile önce bankacılık birimi satıldı. (24 Ekim 1995’te Garipoğlu Şirketler Grubuna 103.4 milyon dolara satıldı.) Bu satıştan sonra yaşanan skandallar ve Garipoğlu Grubuna ilişkin usulsüzlük iddiaları nedeniyle 1999’da Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredildi. Ardından, 9 Ağustos 2001’de Oyak Grubuna satıldı ve bankanın devri 11 Ocak 2002’de Oyakbank AŞ adıyla tescil edildi, böylece Sümerbank adıyla banka faaliyetleri sonlandırıldı. Yani Sümerbank’ın bankacılık işi tamamen özel sektöre geçti ve Sümerbank’ın bu tarihsel kimliği son buldu.

Özelleştirme süreci bankacılık ayağıyla sınırlı kalmadı; holding bünyesinde fabrika, işletme ne varsa ya kapatıldı veya adeta yok pahasına elden çıkarıldı, böylece Sümerbank ekonomiden silindi.

“Devlet bez mi satar” denildi, ama Sümerbank’ın ürettiği “bezler” yani giysiler, tekstil ürünleri en çok rağbet edilen, herkesin uzun yıllar kullandığı ürünler oldu. Elbiseleri, kazakları, battaniyeleri, ayakkabıları…

1990’lı yıllardı, Sümerbank’tan aldığım üç ayrı renkteki kazağı on yılı aşkın süre giydiğimi ve ne renginde bir solma ne de bedeninde küçülme olduğunu hatırlıyorum… O zaman aldığım battaniyeyi ise halen kullanıyorum, sanki dün alınmış gibi… Sümerbank’ın ürettiği renk renk göz alan pazenlerin kalitesi bugün de yok…

Sözün kısası AKP, öncellerinin politikasını daha da yukarı taşıyarak, sermaye için biçilmez kaftan bir hükümet oldu. 2002’den bugüne 270’den fazla kuruluş, hisse veya varlık satış/devir işlemleri ile elden çıkarıldı, birçok büyük KİT tamamen ya da kısmen özelleştirildi.Bu süreç, tersine çevrilemez derecede genişletilerek enerji, telekom, limanlar, havalimanları ve diğer hizmet sektörlerini de kapsadı. Şimdi ise elde satacak bir şey bırakmayan AKP’nin hedefinde köprüler var…


© Evrensel