menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çocukluğun ilgası

9 0
previous day

Emek Partisi Gaziantep Milletvekili

Suça sürüklenen çocuklarla ilgili cezalandırmayı ve cezaevi koşullarını yetişkinlerle eş değer hale getiren teklif, uzun tartışmalar ve bilim insanlarının, uzmanların, hak savunucularının, emek ve meslek örgütlerinin itirazlarına rağmen Meclis gündemine geldi. Daha önce toplumda yaratılan infial ve açıkça “İletişim Başkanlığı operasyonu” olarak desteklenen sosyal medya kampanyaları ile geldiğimiz noktada, toplumun bir kesimi çocukların da yetişkinler gibi cezalandırılması, cezaların topyekûn arttırılması ile çocukların suç işlemesinin engelleneceği, bunun suçu azaltacağı kanaatine vardı.

Yasa teklifi, “Toplumsal talepleri karşılayacağız, çeteler çocukları tetikçi gibi kullanıyor” gibi gerekçelerle karşımıza getirildi. Oysa bugün çocukların daha ağır cezalandırılmasıyla suçun azalacağı yönündeki toplumsal “talep” kendiliğinden oluşmadı. Çocukları yoksulluğa, eğitimsizliğe, şiddete ve suç döngüsüne iten politikaları hayata geçiren iktidar, şimdi de bu sorunların sözde çözümünü daha fazla cezada gösterdi. Yani iktidar bu fikre katkı sundu, hatta bizzat bu fikri örgütledi. Çünkü iktidar, suçun kaynağını bizzat çocukların kendisi gibi göstermediği durumda asıl failin kendisi olduğu, temsil ettiği düzenin bu suçları da suçluları da ürettiği daha fazla ortaya çıkacaktı.

Bu yasanın en temel sorunu çocukların çocuk olmaktan kaynaklı özgün ve dokunulmaz haklarına dayanan çocuk hukukunu, çocuk koruma anlayışını, çocuklar için geliştirilen özel adalet sistemini ve devletin çocuklara karşı en temel sorumluluklarını bütünüyle askıya alacak bir gedik daha açıyor olması. “Bir gedik daha...” diyoruz, çünkü iktidar bunu daha önce de çeşitli girişimler ve hayata geçirdiği uygulamalarla yaptı.

• 2016 yılında Boşanmaların Önlenmesi Komisyonunda çocuk istismarcısının istismar ettiği çocukla beş yıl boyunca “sorunsuz ve başarılı bir evlilik sürdürmesi halinde” denetimli serbestlikten yararlanması için yasal düzenleme yapılması önerilmişti. Bu korkunç öneri, bugünkü gibi “masumlaştırılarak” gerekçelendirilmişti. Aslında yetişkin bir erkek 18 yaşın altında bir çocukla “evlenirse” ya da iki çocuk ailelerinin onayı ve teşviki ile evlenirse bunlar suçtur. Ancak iktidar, “Ne yapalım? Bizim toplumumuzda var böyle evlilikler, bu aileler mağdur oluyor” diyerek esasen çok da yüksek sayıda olmayan “mağdur” hikayesini kullanıp, 15 yaşı bir kriter olarak koyup, 15-18 yaş arasındaki tüm evlilikleri, yani istismarı yasal bir zemine kavuşturmaya çalışmıştı. Daha öncesinde Milli Eğitim Bakanlığı, yönetmelik değişikliği ile lise ve ortaokul öğrencilerinin nişanlanmasını serbest bırakmıştı. Daha sonra da evlenecek öğrencilerin açık öğretime yönlendirilmesine izin vermişti. Bugün devletin elinde kaç çocuğun bu suçların........

© Evrensel