Netflix’in her yıl Oscar sezonu için önemli yönetmenlere çektirdiği yapımları bir kenara bırakırsak, Amazon Prime’in ‘genel izleyici’ için yapılmış filmleri ortalama daha iyi sanki. En azından film çektiklerinin farkındalar ve senaryodan atmosfere, renk tonlarından mizansenlere kadar daha yoğun bir sinema hissi fark ediliyor bu yapımlarda.

İşte “genel izleyici” için yapılmış filmlerden birisi bu hafta seyirciyle buluştu Amazon Prime’da. “Ölümcül Labirent” ile tanınan Bragi F. Schut’ın kaleme aldığı, “Çete Oyunları” ve “Overlord Operasyonu” filmlerini de yöneten Julius Avery’nin çektiği “Samaritan”dan bahsediyorum. “Kahramanın Dönüşü” Türkçe adıyla gösterilen yapım, ‘düşmüş bir süper kahraman’ hikayesi olarak tanımlanabilir. Ama görsel dünyası Marvel evreninden çok DC’ye yakın, daha karanlık, daha tekinsiz. Aynı platformda gösterilen “The Boys”a (İzlemediyseniz mutlaka izleyin) akraba. Ama en çok da “Batman” kendisini hissettiriyor.

Granite City, 25 yıl kadar önce doğaüstü güçleri olan iki kardeş Samaritan ve Nemesis’in kapışmasına şahit olmuştur. Bu yıkıcı çarpışmanın ardından iki kardeşin de öldüğüne inanılmaktadır. Samaritan iyi olanı temsil ederken, ailelerinin intikamının peşine düşen Nemesis kötü karakterdir. İkilinin efsanesi kentte devam eder fakat. Kötüler Nemesis’in yeniden dönmesini beklerken, iyi olanlar her gün daha da suça batan şehrin kurtarıcısı olarak Samaritan’ın ölmemiş olduğuna inanırlar.

Bu hengame içinde çocukluktan ergenliğe geçiş aşamasında olan Sam ile tanışırız. Baba ortada yoktur, anne aileyi geçindirmek için durmadan çalışmak zorundadır. Sam ise Samaritan’ın ölmediğine inanmıştır ve ona dair emareler aramaktadır. Oysa aradığı kişi karşı apartmandadır. Sylvester Stallone’un canlandırdığı Joe, apartmanın işlerini yapan, bulduğu aletleri onararak vakit geçiren yaşlı bir adamdır. Sam bir gün çete işlerine bulaşıp başını belaya sokunca yardımına Joe koşar. Joe’nun yaşını çok aşan güç gösterisi onu büyük bir çetenin lideri olan Cyrus’un hedefi haline getirecektir. Üstelik Cyrus, tam bir Nemesis fanatiğidir.

“Kahramanın Dönüşü”nün “Batman”e benzeyen yönlerine gelirsek. Öncelikle Granite City’nin atmosferi fazlasıyla Gotham’ı andırıyor. Karanlık, sürekli yağmur altında, tekinsiz, pis ve tehlikenin nereden geldiği belli olmayan bir kent. Üstelik Gotham’daki gibi suçlular ellerini kollarını sallayarak dolaşabiliyor, emniyet çürümüş. İkincisi Cyrus’un kaos çıkarırken motivasyonu Christopher Nolan’ın çektiği ikinci Batman “Kara Şövalye”deki Joker’i, kostümü ise bir sonraki film “Kara Şövalye Yükseliyor”daki Bane’i fazlasıyla andırıyor. Son olarak da ortada kocaman bir baba problemi var.

En nihayetinde emekliye ayrılmış kahramanın yeniden göreve dönmek zorunda kaldığı o genel anlatıyı takip ediyor. Adet olduğu üzere, kahramanımızı yeniden sahalara döndürmek için değer verdiği bir şeyin tehdit altında olması da gerekiyor. Burada Sam tehdit altına girince Joe de kimliğini açık etmek zorunda kalıyor mecburen. Bir taraftan da Sam’ın ailesinde sahip olmadığı erkek (baba/ dede) figürü olarak kodlanıyor Joe. En nihayetinde kan bağı olmasa da babalık/ dedelik ve erkeklik taltif ediliyor. Erkeğin ancak başka bir erkek tarafından hayatın zorluklarına hazırlanabileceği, bunlarla baş edebileceği salık veriliyor.

Tabii bunlar işin ‘entelektüel’ tarafı. Bir dijital platform filmi olarak gayet iyi işleyen bir yapısı var öte yandan. Hem aksiyonları hem de kurduğu görsel dünya açısından. 76 yaşındaki Sylvester Stallone, yaş aldıkça yaşı ilerlemiş ‘süper’ karakterler inşa etti kendine. Rocky Balboa’yı bokstan elini ayağını çekmiş restoran işleten şirin bir adamcağız olarak karşımıza çıkarıp yaşına uygun aksiyonların içine atmayı bile başardı. Burada da benzer bir şeyi deniyor. Kusursuz bir güç gösterindense artık marazaları olan, bedeni eski maharetlerini yitirmiş bir süper kahraman çıkarıyor ortaya. Hafta sonunu evde geçirecek olup eğlenceli seçenek arayanlar için gayet uygun “Kahramanın Dönüşü”!

QOSHE - Size baba diyebilir miyim? - Şenay Aydemir
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Size baba diyebilir miyim?

30 10 0
03.09.2022

Netflix’in her yıl Oscar sezonu için önemli yönetmenlere çektirdiği yapımları bir kenara bırakırsak, Amazon Prime’in ‘genel izleyici’ için yapılmış filmleri ortalama daha iyi sanki. En azından film çektiklerinin farkındalar ve senaryodan atmosfere, renk tonlarından mizansenlere kadar daha yoğun bir sinema hissi fark ediliyor bu yapımlarda.

İşte “genel izleyici” için yapılmış filmlerden birisi bu hafta seyirciyle buluştu Amazon Prime’da. “Ölümcül Labirent” ile tanınan Bragi F. Schut’ın kaleme aldığı, “Çete Oyunları” ve “Overlord Operasyonu” filmlerini de yöneten Julius Avery’nin çektiği “Samaritan”dan bahsediyorum. “Kahramanın Dönüşü” Türkçe adıyla gösterilen yapım, ‘düşmüş bir süper kahraman’ hikayesi olarak tanımlanabilir. Ama görsel dünyası Marvel evreninden çok DC’ye yakın, daha karanlık, daha tekinsiz. Aynı platformda gösterilen “The Boys”a (İzlemediyseniz mutlaka izleyin) akraba. Ama en çok da “Batman” kendisini hissettiriyor.

Granite City, 25 yıl kadar önce doğaüstü güçleri olan iki kardeş Samaritan ve Nemesis’in kapışmasına şahit olmuştur. Bu yıkıcı çarpışmanın ardından iki kardeşin de öldüğüne inanılmaktadır. Samaritan iyi olanı temsil ederken, ailelerinin intikamının peşine düşen Nemesis kötü karakterdir. İkilinin efsanesi kentte devam eder fakat. Kötüler Nemesis’in yeniden........

© Evrensel


Get it on Google Play