Dizilerde ‘Trumpizm’ izleri…

Hollywood’u küresel bir güç haline getiren alametifarikalardan birisi de başta ABD’nin iç politikası olmak üzere dünyada yaşanan dönüşümlerin eserlerde hızlıca karşılık bulması. Çünkü piyasayı yürüten lokomotifi besleyen asıl yakıt ABD toplumunun korku ve endişeleridir. Bu yüzden 1950’lerde çekilen “Dünyalar Savaşı” filmi bilinç altında ‘içimizde yaşayan komünistler’ korkusunun tetiklenmesi üzerine biçimlendirilmişken, 2005 tarihli olan filmde yeni konsept ‘içimizdeki teröristler’e göre ayarlanır. İlkinde Soğuk Savaş dünyasında Sovyetler Birliği’nin yarattığı korku, ikincisinde 11 Eylül saldırılarının ardından ortaya çıkan ‘terör’ endişesi…

Donald Trump’un ilk dönem başkanlığı sol liberallerin hakim olduğu Hollywood evreninde endişeler yaratmıştı. Seçimi kaybedip dört yıl ara verse de bu dönemde “Adı gitti kendi kaldı yadigar” misali geri döneceğinin sinyallerini veriyordu. Üstelik kimi siyaset bilimcilere göre artık onun politikaları şahsi bir durum olmaktan çıkmıştı ve ABD için ‘Trumpizm’ olarak tanımlanabilecek popülist bir siyasal tavırdan bahsetmek mümkündü. İkinci kez seçildiği başkanlık seçimi öncesinde sıkça dile getirilen konulardan birisi de buydu. Trump kaybetse bile, Trumpizm yaşamaya devam edebilirdi.

Popülist liderlerin, İkinci Dünya Savaşı sonrası inşa edilen ‘Kurallı, kurumlara ve güvene dayalı’ Batı sisteminin altını oymaya başladığı artık bir gerçek. Trump bunun küresel öncülüğünü yapıyor neredeyse. ABD içindeki tutumlarının, önceki dönemden taşınan endişelerle birleştiğinde yeni anlatılara yansımaması kaçınılmazdı. Bu hafta başında ikinci sezonu........

© Evrensel