menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Berlinale, Aynı Yağmur Altında ve kültürel hegemonya

27 35
20.02.2026

Julie Taymor’un yönettiği 2002 tarihli “Frida” filminde ibretlik bir bölüm vardır. Frida’nın eşi Büyük Ressam Diego Rivera, ABD’de bulundukları sırada ülkenin en zengin ailelerinden Rockefellerların oğlu Nelson tarafından holding binasının girişine bir resim yapmak üzere davet edilir. Rivara, resmin eskizlerini önden gösterir ancak çizerken Lenin’in de aralarında yer aldığı sosyalizmin önderlerini de bir köşeye sıkıştırır. Nelson bu tavrı ve Lenin’i babasına açıklamakta zorlanacağını ve resmin o bölümünü değiştirmesini talep eder. Rivera’nın “Prensiplerime aykırı” şeklinde cevap vermesi üzerine Nelson, “Aslında, partilerimize gelip masamızda yemek yiyerek prensiplerini çoktan esnettin” diye cevap verir. Rivera yine de resmin duvarda kalacağını ummaktadır. “Yıkacak halleri yok ya” diye düşünür. Ama öyle olmaz, Nelson holding binasına gelir Rivera’ya çekini verir ve görevden alındığını söyler. Rivera bir umut “Bu benim resmim” diye çıkışır. Nelson Rockefeller’ın cevabı sınıfsal olduğu kadar tarihidir: “Duvar da benim!”

Filmde anılan bu gerçek hadisenin geçtiği 1930’ların başındaki kadar kalın çizgilerle ayrılıyor olsaydı keşke sermaye/sanat/ sanatçı arasındaki dinamik. Hayli zamandır çok daha karmaşık, iç içe geçmiş durumda. Sermaye artık sanatçıdan eserini kendisi için istemiyor, üretim ve gösterim zeminini de kontrol ediyor. Yine de karmakarışık gibi görünen bu ilişkiler ağına rağmen tarihsel gerçek hiç değişmiyor: Son sözü mekanın sahibi söylüyor. Üstelik artık, sanatın/ sanatçının hangi sözü söyleyip söyleyemeyeceğine dair atmosferi de o yaratıyor. 

‘Hayli politik bir festival Berlinale!’

Berlinale Film Festivali Juri Başkanı Wim Wenders

Bir haftadır Berlin Film Festivali’nde yaşanan tartışmaları takip ediyoruz. Jüri Başkanı Wim Wenders’in festivalin İsrail’in Gazze’deki soykırımına yönelik tutumu ve sessizliği sorulduğunda verdiği “Sanat siyasetle ilgilenmesin” cevabıyla başladı tartışma. Ve tepkiler gecikmedi. Bu tür tepkiler hiçbir şeye yaramasalar bile bu organizasyonların arsızlıklarına bir sınır çizmek açısından önemli! Çok yazıldı çizildi, ama kısa bir tekrara mecburuz. Berlinale yönetiminin son yıllarda Ukrayna ve İran’da olup bitenlere karşı aktif politik tutumundan dolayı ikiyüzlü bir tavır içinde olduğu ifade ediliyor. Not düşelim bizde. Hele de üç yıl önce açılışta Zelenskiy’nin konuştuğu, Ukrayna elçisinin takdis edildiği düşünülürse hayli politik bir festival Berlinale!  

‘Müesses nizama karşı biriken........

© Evrensel