Zengine ÖTV’siz pırlanta, elmas; köylüye ÖTV’li mazot |
Bir ay boyunca “Elmasta, pırlantada özel tüketim vergisi (ÖTV) geliyor”, “Kıymetli taşlara vergi geliyor” diye haberler yapıldı. Herkes, “Köylünün kullandığı mazota var da elmasa, pırlantaya neden yok?” diye sorularının AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından duyulduğunu sanıyordu. Fakat yine duymazdan geldikleri ortaya çıktı.
TBMM’de ekonomiye ilişkin düzenlemeleri de içeren “bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi”nde, elmas ve pırlanta gibi kıymetli taşlardan yüzde 20 ÖTV alınmasına ilişkin düzenleme torba yasadan çıkarıldı.
Böylece zenginin parmağına, koluna, boynuna takıp gösterdiği ya da çelik kasasında sakladığı elmas, pırlanta ve inci gibi değerli taşlardan yine ÖTV alınmayacak. Milyonlarca insanın ihtiyacı olan hububatı, sebzeyi, meyveyi üreten köylüler ise traktörlerine aldıkları mazota ÖTV ödemeye devam edecek.
Zenginin zevkine, lüks tüketimine vergi yok. Halkın ihtiyacı olan gıdayı üreten köylüye vergi var.
Saray iktidarı, pırlanta ve elmastan ÖTV düzenlemesinin geri çekilme gerekçesini “jeopolitik gelişmeler” olarak açıklıyor. “Ne alaka?” demeyelim; alakayı İstanbul Sanayi Odasının 2025 tarihli kuyumculuk ve mücevherat sektör raporu kuruyor:
“Ham kıymetli taşlar büyük ölçüde Afrika ya da Kanada’dan Antwerp ve Dubai’ye gelmekte, bunların yüzde 95’i parlatma ve kesim işlemleri için Hindistan’a gönderilmektedir. Daha sonra bunların bir bölümü, kıymetli taşlardan mücevher üretimi için Türkiye’ye gelmektedir.”
Raporda ayrıca, kuyumculuk ve mücevherat sektörünün 2023 yılı toplam cirosunun 18.1 milyar doları aştığı belirtilirken önemli bir noktaya dikkat çekiliyor: Kıymetli taşlarda ÖTV’nin kaldırılmasıyla, taş kesiminde önemli bir noktaya gelindiği, ithal edilen ham taşların kesildikten sonra yüksek değerlerle ihraç edildiği ve Türkiye’nin aynı zamanda güçlü bir pazar olduğu ifade ediliyor.
Bu bilgiler, Mücevher İhracatçıları Birliği üyesi firmaların performans listesine bakıldığında daha da netleşiyor. Listede 254 firma içinde birinci sırada, televizyonlarda D Diamond reklamlarıyla gördüğümüz MED-ART Kuyumculuk var. MED-ART aynı zamanda Zen Pırlanta ve Blue Diamond markalarının da sahibi. Altınbaş Kuyumculuk 41’inci, Atasay ise 135’inci sırada. Listeye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Venezuela Devlet Başkanı Maduro ile ortasına aldığı AKP’ye yakınlığıyla bilinen Ahlatçı da 144’üncü sıradan girmiş.
Velhasıl; tamamen ithalata bağımlı değerli taş pazarındaki tekeller, “İstihdam sağlıyoruz, alıyoruz, satıyoruz, ekonomiye can veriyoruz” diyerek pırlanta ve elmasa ÖTV’yi yasa düzenlemesinden kaldırtmış görünüyor.
254 şirketin kârları azalmasın diye kaldırılan ÖTV, milyonlarca köylünün kullandığı mazottan kaldırılmıyor.
Külliye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yüzlerce muhtarla birlikte katıldığı toplantıda onlarca metre geriden gören Çorumlu muhtar ile, Çorum’dan çıkıp dünyanın sayılı kuyumcu ve mücevherat sanayicileri arasına giren ve Venezuela’nın altınını işlemeye talip olan Ahlatçı’nın talepleri aynı ağırlıkta olmuyor. Çünkü zenginler AKP’yi sevdiği gibi, AKP de zenginleri seviyor.
Hal böyle olunca; buğday, soğan ya da çeltik üreten muhtara yüz metre öteden Erdoğan’ı dinlemek düşerken, Ahlatçı gibi paradan altın, altından para kazananlara Amerika kıtasında iş bağlantıları düşüyor.
Vergiyi de iktidarın sofrasında oturanlar değil, sofraya bakıp yutkunanlar ödüyor.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) verilerine göre tarımda yıllık 3,.5 milyar litre mazot kullanılıyor. Mazottan litre başına (Her ne kadar bir aydır kademeli alınsa da normalde) 13.90 TL ÖTV alınıyor. Bu durumda köylüler, tarımda kullandıkları 3.5 milyar litre mazot için 48.6 milyar lira ÖTV ödüyor.
Mazotun bugünkü KDV’sinin litre başına 13.22 TL olduğu düşünüldüğünde, 46.3 milyar TL de KDV olarak ödeniyor. Pırlanta, elmas ve inciden KDV almayan iktidar, tarıma 168 milyar destek ayırdığını söylerken bunun yaklaşık 95 milyar TL’sini ÖTV ve KDV olarak geri alıyor.
Üstelik bu rakamların, ABD’nin savaş politikaları ve İran’a yönelik gerilim sürdükçe artacağı da öngörülüyor. Çünkü petrolün varil fiyatı arttıkça buna bağlı olarak ÖTV ve KDV de artıyor.
Milyarlarca dolar karşılığı elmas, pırlanta ve inci satan şirketler, yasa çıkmış olsaydı yaklaşık 1.9 milyar TL ÖTV ödeyecekti. Milyar milyar kazanan pırlantacılardan bu tutarı almayan iktidar, kuruş kuruş kazanan, kimi zaman maliyetin altında satış yapan köylüden 95 milyar TL ÖTV ve KDV’yi peşin alıyor.
Tarıma da geriye yaklaşık 73 milyar lira kalıyor.
Tarım desteklerinin bir yıl gecikmeli verildiği de biliniyor. Bu yılın desteğinin geçen yıl belirlenip gelecek yıl verileceği düşünüldüğünde, köylünün eline geçen miktarın enflasyon karşısında eriyerek kuşa döneceği de ayrı bir gerçek.
254 pırlantacı bir araya gelip kârlarını azaltan yasa teklifini geri çektirebiliyor. Milyonlarca köylü ise birleşip tarımda kullanılan mazottan ÖTV ve KDV kaldırılsın diyerek aynı etkiyi yaratamıyor.
TÜM KÖY SEN, 14 Mayıs’ta farklı partilerden milletvekillerinin imzasıyla köylünün kullandığı mazottan ÖTV ve KDV’nin kaldırılması için yasa teklifi verdirecek.
Şimdi tam zamanı: Milyonlarca köylü bu talebi sahiplenirse, önünde ne Saray ne de Meclis durabilir.