Tükenen hekimler, tıkanan nefesimiz

Bazı günler vardır; takvimde yalnızca bir tarih değildir. Bir hafızadır, bir itiraz, bir isyandır, bazen de bunları taşıyan bir yürüyüştür. İşte 14 Mart böyle günlerden biridir.

Bu topraklarda 14 Mart, yalnızca bir meslek günü olarak doğmadı. 1919’da işgal altındaki İstanbul’da tıp öğrencilerinin işgale karşı başlattığı direnişten doğdu. Yani hekimliğin tarihine yalnızca bilgi değil, vicdan ve cesaret de yazıldı. Bugün her zamanki gibi yine bir eşikteyiz.

Türkiye’nin dört bir yanında beyaz önlükler yürümeye başladı. İstanbul’dan 7 Mart’ta başlayan Beyaz Yürüyüş, sağlık sisteminin giderek ağırlaşan yüküne, tükenen sağlık emekçilerine ve sağlığa erişimde büyüyen eşitsizliklere karşı yükselen bir ses. Bugün ise bu yürüyüşe Diyarbakır’dan başlayıp Şanlıurfa, Gaziantep, Osmaniye ve Adana’yı da katıp çıkan bir başka kol katılıyor. Diyarbakır’dan başlayıp yükselen ses yalnızca sağlık için değil; aynı zamanda şiddete, eşitsizliklere, adaletsizliğe karşı, barış için de atılan bir adımdır. Çünkü hekimlik, yaşamı savunmaktır. Yaşamı savunmanın yolu da yalnızca hastalıklarla değil, şiddetle, eşitsizlikle ve savaşın yarattığı yıkımla da mücadele etmekten geçer.

Çoklu krizler çağının sağlık krizi artık inkar edilemez bir........

© Evrensel