Muktedirin kurgusu, gerçekle savaş ve müdanasızlık
Her şey birilerinin gözleri ve cep telefonu kameralarının önünde oluyor. “Öldürdünüz onu” diye bağırıyor çeken kadın, “öldürdünüz onu”.
“Savaş fotoğrafları savaşları durdurmaya yetti mi” diye soruyordu Susan Sontag, orada kalmıştık. 19. yüzyıl başından çeşitli görüntüler varsa da 1853-56 arasında Kırım Savaşı sırasında İngiliz fotoğrafçı Roger Fenton'un çektikleri ilk savaş fotoğrafları olarak kabul görüyor.
Fotoğraf bir ordunun “şanlı” direnişini belgelemek, savaşın gerçek nedenini gölgelemek, -haklısı nasıl oluyorsa- haksız bir savaşın taraftarlarını imanlı tutmak için de çekilebilir. Parçalanmış çocuk bedenleriyle, nihayetinde mutlak geriye kalacak insan yıkımıyla, kent harabeleriyle savaşın vahşetini gösterenler ya da görür gibi olduğumuz savaş tanıklıklarını okumak neden savaşları durdurmaya yetmiyor? Böyle dünyaya dün gelmiş kadar erken ve saf soruları unuttuğumuz için de hayıflanmalıyız. Bu da bir kayıptır.
Perşembe günü bu meridyende güneş göründüğünde sosyal medya ABD'nin Minneapolis kentinden görüntülerle doluydu; günün ileri saatlerinde gezegenin başka trajedileriyle akışta seyrekleşecek kayıtlar. Emniyet güçleri içinde dahi daha kuralsız, insafsız ve cezasız bir birim olarak inşa edilen Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) polisleri bir kadını, 37 yaşındaki ABD vatandaşı Renee Nicole Good’u arabasında kafasından vurarak öldürmüştü.
Kaldırımda tam olay yerine dönük bir cep telefonu kamerası, şayet bu bir film sahnesi olsa neredeyse yönetmenin tercih edeceği açı ve kadrajla her şeyi çekiyor. Maskeli bir grup adamın sürücüye arabadan inmesi için bağırması, kapısını açmaya yeltenmesi, kadının panikle direksiyonu kırıp oradan uzaklaşmak istemesi,........
