Başka bir ülke yok! |
Kisir köyü eski muhtarı Baki Suna Bağarası İlçe Jandarma Karakolu önünden bindi aracımıza. Neredeyse topuklarına kadar uzanan koyu renk kalın bir pardesü, başında, kulakları katlanınca içinin kürkü ortaya çıkan siyah bir şapka, alabildiğine kırlaşmış uzun sakalları ve mavi gözleriyle Tarık Akan’ın başrolünü oynadığı Derman filminden çıkıp gelmiş gibiydi sanki. Latmos’un, belki de Aydın illerinin en karizmatik, en renkli iki muhtarından birisiydi Baki ki diğeri de Sofular köyünde bizi bekliyordu.
Baki, Kisir köyünün adının “kanser köy” olarak anılmaya başladığı yıllarda (ki Kisir’deki uranyum sondajları ile ilgili ilk haberleri, televizyon programlarını yapan gazeteci olarak bunda benim de epey bir payımın olduğunu itiraf ediyorum. Yaptığım ve gazetenin manşetten verdiği haberin başlığı da “Kanser Köy”dü.) köydeki kanserlerin sebebinin 40 yıl önce yapılan uranyum sondajları çıkmasının ardından bu belanın temizlenmesi için birçok eylem yapmış, eşi Nazan Suna ile saçlarını, üç numaraya vurdurmuşlardı.
Saçlar hadi neyse de Baki’nin, o pos bıyıkları kesilince cascavlak ortaya çıkan yüzündeki şaşkın gülümseme bugün bile aklımdan gitmez. Eşi Nazan hanım, birlikte işlettikleri kahvenin bahçesinde, onca gazeteci ve çevrecinin önünde saçları kesilirken gözyaşlarını tutamamıştı.
Sonrasında köprünün altından çok sular aktı. Birçok bilim insanı ellerinde radyasyon ölçüm cihazları ile gelip “Kisir’deki felaketi” ölçtüler. “Bu koşullarda insanın kanser olmaması mucize!” minvalinde sözler söylediler. Bizden sonra çok sayıda medya kuruluşu da Kisir’den haberler yaptı, televizyon programları çekti. TBMM’ye “skandal” ile ilgili birçok soru önergesi verildi. “Çevrecilik zenaati” ile paraya para demeyen, haliyle de teknik ve maddi olanakları epeyce gelişmiş olan Greenpeace bile ünlü bir uzmanına Kisir’deki uranyumu ve radyasyonu ölçtürdü. Köylülerin yıllardır evlerinin içindeki musluklardan uranyumlu, radon 222 gazlı su içtiği ortaya çıktı.
Velhasılı, bizim haberlerin ardından “herşey normal, haberlere bakmayın siz!” diyen TAEK bile bunca tantanyı sessizlikle geçiştiremeyeceğini anlayıp köye göstermelik de olsa radyasyon erken uyarı cihazları koymak durumunda kaldı.
Olan “köyümüzün adını çıkardın, karpuzumuzu, çileğimizi kime satacağız?” diye kendisine bela okuyan köylüleri ile arası bozulan, kaymakamdan, validen, iktidar partisinni milletvekilinden mütemadiyen fırçalar yiyen Baki’ye oldu. Olaylar onu muhtarlıktan soğuttu. Köy karizmatik bir kahveci kazanırken,........