Venezuela: Ulusal burjuvazinin tarihsel yeteneksizliği…

“Ulusal burjuvazi” kavramı sürekli tartışılagelmiş, tartışma “var mıdır-yok mudur?” noktasına kadar vardırılmıştır.

Bilinen, ulusun ve ulusal hareketlerin kapitalizme özgü olduğu ve kapitalizmin şafağıyla birlikte tarih sahnesine çıkmaya başladığıdır. Bir diğer bilinense, ulusal hareketlerin burjuva demokratik nitelikte oluşudur. Kapitalizmin üretici güçlerin de gelişmesine elverişli temeli sağladığı gelişme ve yükseliş döneminde, burjuvazi ulusal olmakla kalmayıp ulusun geri kalanını ulusal taleplerle peşinden sürükleyebilmişti.

Ancak işçi hareketinden duyduğu korkuyla gericileşmeye başlayan burjuvazi, 20. yüzyıla gelinirken emperyalizme dönüşen kapitalizmin tekelci burjuvazisi halini aldı.

Emperyalizme dönüşüm sermayenin yoğunlaşıp merkezileşmesine dayandı ve kapitalizmin geliştiği ülkelerde gerçekleşti. Emperyalist burjuvazi yükselttiği gümrük tarifeleri örneğinde gördüğümüz gibi korumacılığıyla hâlâ ulusal bir yana sahip olmayı sürdürdü. Ancak sermaye ihracı, üretimini birçok ülkede yapar oluşu ve buna uygun kurumlaşmalarıyla çoktan uluslararasılaşmıştı.

Ulusallığının yanında baskın hale gelen uluslararasılaşmasıyla emperyalist burjuvazi artık ulusal çıkarları temsil eder olmaktan çıkmış ya da ulusal çıkarı, başlıca, karakteristiği başka ulusları tahakküm altına almak olan emperyalist çıkara eşitlenmişti.

Örneğin Trump’ın ICE’lerinin........

© Evrensel