Sıcak Milano’dan ‘Trump kupası’na

Kış olimpiyat oyunları, 2026 Milano-Cortina’yla bir asrı geride bırakırken modern kış sporlarının icat edildiği Alpler, 12. kez yarışmalara ev sahipliği yapıyor. 1924’te “Uluslararası Kış Sporları Haftası” adıyla Chamonix’de başlayan ve bugüne kadar St. Moritz, Garmisch-Partenkirchen, Innsbruck, Grenoble, Albertville, Torino gibi “Alp kentleri”nde düzenlenen yarışmalar, son 25 yılda ekolojik ve ekonomik itirazlara da sahne oluyor. Bu süre zarfında Davos, Sion, Graz, Krakow, Oslo ve Stockholm kentleri yeterli kamuoyu desteği sağlanmadığı için adaylık başvurularını geri çekmek zorunda kaldı. 2002 Salt Lake City’deki rüşvet skandalı, 2010 Vancouver’daki ekolojik protestolar, “tarihin en pahalı olimpiyatı” 2014 Soçi’nin müsrifliği, yasakların damga vurduğu 2022 Pekin derken zaten fazlasıyla politize olan oyunlar, Milano-Cortino’da da bu eğilimi sürdürdü ve açılış haftasında kitlesel protestolar yaşandı. Medya daha çok JD Vance’a eşlik eden ICE polislerine ve İsrail’e yönelik protestoları öne çıkarsa da itirazlar bunlarla sınırlı değildi.

7 Şubat Cumartesi günü Milano’da Comitato Insostenibili Olimpiadi’nin (CIO) yani Sürdürülebilir Olmayan Olimpiyat Oyunları Komitesinin düzenlediği ve 10 bin kişinin katıldığı protestoda da turnuvanın yarattığı ekolojik ve ekonomik sorunlar öne çıkarıldı. 2026 Milano-Cortina’yı, Milano’nun 2015’teki Dünya Fuarı sonrası içine girdiği, barınma krizi ve eşitsizliğinin zirve noktası olarak gören CIO, bu paralelliğe dikkat çekmekte çok haklı. Özellikle 1988 Seul’den beri olimpiyat oyunlarının yan etkileri arasında soylulaştırma süreçlerini mülksüzler aleyhine derinleştirmek önemli bir yere sahip. CIO’nun odağı barınma hakkı mücadelesi ama mesele bununla sınırlı değil. Eyleme komünistlerle birlikte katılan ve Reuters’a konuşan 71 yaşındaki Stefano Nutini, “Buradayım çünkü olimpiyat oyunları ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan sürdürülemez” diyor. Euronews’e konuşan bir sağlıkçı, temel ihtiyaçlar için yeterli kaynak ayrılmazken turnuva için harcanan paranın kamunun yani halkın olduğuna vurgu yapıyor. Bir başkası da yine devlet okullarından, hastanelerden kesilen paranın çarçur edildiğini ve bu yatırımın Milano halkına dönmeyeceğine işaret ediyor. Bu, olimpiyat oyunları savunucularının ezberden dile getirdiği, turnuvanın turizmi ve yerel ekonomiyi canlandırdığına dair tevatüre karşı bir hakikat çıkışı. Reuters’ın aktardığı bir başka dikkat çekici mesaj da çevresel kıyıma vurgu yapan şu pankart: “İki dünya savaşından sağ çıkmış yüz yıllık ağaçlar… 124 milyon avroya mal olan bir bobsleigh pistinde 90 saniyelik yarış uğruna feda edildi.” 

Milano’nun ısıttığı mega-spor organizasyonları merkezli protesto ortamı, bu yaz ABD, Meksika ve Kanada’nın ev sahipliğiyle düzenlenecek dünya kupası ile devam edecek. Eylem sahası, turnuvanın yüzde 80’inin düzenleneceği ABD olacak. Turnuvayı şimdiden bir yabancı düşmanlığı gösterisine çeviren Trump, ICE ekipleriyle terör estirerek şov yapmayı, “Gücünü göstermeyi” planlıyor. Olası eylemler için o da şimdiden hazırlanıyor. Milano’daki ICE protestolarını, Kış Olimpiyat Oyunlarındaki muhalif ABD’li sporcuları hedef alıyor. Super Bowl devre arası şovunda çizilen ve kendi tahayyülüne uymayan Amerika resmine* saldırıyor. Kısacası tam da beklendiği gibi hareketli bir yaz bizleri bekliyor.

*Amerikan futbolunun icat gerekçesini, NFL’nin yüz yıldır üstlendiği politik rolü ve bizzat “devre arası şovu” denen şeyin tarihini düşündüğümüzde, bu çok ilginç bir yazı konusu. Bu hafta Kış Olimpiyat Oyunlarını es geçmek olmazdı ama şu ana kadar medyamızda meselenin esas renkli çelişkilerine değinilmediği için haftaya bu yazının sözünü şimdiden vermiş olayım.


© Evrensel