Anayasa: Metin mi sözleşme mi?
Türkiye’de anayasa yeniden gündemde. Hoş, zaten, hiçbir zaman -1870’lerden günümüze- hiçbir zaman da gündemden düşmedi, düşmeyecek gibi de. Anayasa tartışmalarının politik ajandamıza arz-ı endam ediş biçimi hiçbir zaman yeknesak olmadı; anayasa hep siyasetin içindeydi; farklı farklı şekillerde de olsa hep tartışıldı. Karacaoğlan hesabı siyasî tartışmalar içinde anayasa (tartışmaları) her daim türlü donlar giydi ama hep gülden nazik oldu: Bazen bir hukuk tekniği, bazen bir rejim tartışması; kâh sivil donunda, kâh devlet bekası kalpağıyla. Geçtiğimiz haftalarda ise Terörsüz Türkiye (Terörle Mücadele ve Milli Birlik Komisyonu) masasında ara sıcak tabağında.
Son haftalarda neler oldu da yine kadim anayasa ayranımız kabardı; bir bakalım. 3 Şubat 2026’da AKP adına yürütülen “yeni anayasa” hazırlığına ilişkin Cevdet Yılmaz, “esas görev Meclis’in” vurgusunu yaparken “AK Parti mutfakta… epeyce mesafe aldık” diyerek çalışmaların belli bir olgunluğa ulaştığını ve Cumhurbaşkanı’na arz edildiğini söyledi.
4 Şubat 2026’da TBMM Başkanlığı adına yapılan açıklamada, komisyon toplantısında rapora “nihai şeklin verilerek oylanacağı ve TBMM Başkanlığı’na sunulacağı” bildirildi. Sadece günler sonra Numan Kurtulmuş, komisyonun 20 toplantıda 137 kişiyi dinlediğini, farklı kesimlerin “olgun demokratik zeminde” görüşlerini ifade ettiklerini anlattı; bu anlatı süreç meşruiyeti tartışmasını canlandırdı.
11 Şubat 2026’da Recep Tayyip Erdoğan, Mithat Sancar ve Pervin Buldan ile görüştü; görüşmede Efkan Ala ve İbrahim Kalın da yer aldı. Bu temas, 2013-2015 sürecinden farklı olarak, devletin 2026 şartlarında Demokratik Müzakere Heyeti olarak tanımladığı yeni bir hattın somut adımı olarak okundu.
11 Şubat görüşmesinin ardından DEM Parti İmralı Heyeti, “Demokratikleşme ve özgürlükler açısından güvenilir temel oluşturacak yasal çerçevenin gecikmeden ve geniş uzlaşıyla hazırlanması” vurgusunu yaptı; aynı metinde TBMM’nin ve ilgili kurumların daha yoğun çalışması gerektiğini belirtti. Söz konusu yasal çerçeve; terör tanımının AİHM standartlarına uyumu, kayyum uygulamasını sonlandıracak idarî reformlar ve anadilde kamusal hizmetlere erişim gibi somut yasama paketlerini kapsamaktadır.
12 Şubat 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda yeni bakanların yemin oturumunda CHP’nin “Anayasa’ya aykırılık” itirazı, usul tartışması talebi ve kürsü işgali üzerinden çatışmaya dönüştü. Bu krizin hukukî merkezinde, Akın Gürlek’in bir yargı mensubu olarak istifa sürecindeki usul hataları ve Anayasa’nın 106. maddesindeki bakanların TBMM dışından atanması kuralının, yüksek yargıdan doğrudan yürütmeye geçiş yaparak kuvvetler ayrılığını fiilen ilgâ ettiği iddiası yer almaktadır. Muhalefet, bu atamanın anayasal bir engel teşkil ettiğini savunmaktadır. Kurtulmuş bunu “Anayasa’ya aykırı bir teşebbüs” olarak kayda geçtiğini söyleyerek yorumladı.
Aynı günlerde MHP kabilesinin Şamanı Devlet Bahçeli, kabine değişikliğini “Anayasa’nın amir hükümleri” çerçevesinde hukukî ve meşru sayarken, CHP’nin kürsü işgalini “anti demokratik” diye niteledi. Bu açıklama, tartışmanın “anayasal prosedür/uyum” eksenini sertleştirdi.
13–14 Şubat gibi CHP kanadından, “Anayasa konuşulacaksa önce mevcut anayasa kararlarının uygulanması” tezi (özellikle Can Atalay başlığı üzerinden) yeniden tartışmaya açıldı. Yıllardır çözül(e)meyen bir simge haline gelen Atalay dosyası, 2026 yılında da anayasa masasının en büyük samimiyet testi olarak güncelliğini korumaktadır. Tüm bu gelişmeleri aşağıdaki konu başlıklarında toparlayabileceğimizi düşünüyorum:
Yürütme kanadı (Cumhur Ltd. Şti.) anayasa hazırlanıyor mesajı verdi. (Bkz. Cevdet Yılmaz açıklaması)
TBMM’de süreç komisyonu raporu bitiş çizgisine geldi. (Bkz. Numan Kurtulmuş’un TBMM’nin resmî duyurusu, (4 Şubat 2026)
DEM Parti İmralı Heyeti görüşmesi “yasal çerçeve geniş uzlaşı” dilini büyüttü. DEM Parti İmralı Heyeti’nden Mithat Sancar ve Pervin Buldan, 11 Şubat’ta Beştepe’de Erdoğan’la yapılan görüşme sonrası “yasal çerçevenin gecikmeden ve geniş uzlaşıyla hazırlanması” vurgulu açıklama yayımladı; görüşmede MİT Başkanı ile AK Parti genel başkanvekili de yer aldı. Bu “uzlaşı yasal çerçeve” çerçevesi, yeni anayasa tartışmasına bağlanma ihtimalini kamuoyunda daha görünür kıldı.
TBMM’de iki yeni bakanın yemin töreni “anayasa” vurgusunu kriz güncelliğine taşıdı. 11 Şubat’ta yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi yemin ederken CHP, Gürlek’in yemin etmesine “Anayasa’ya aykırılık” gerekçesiyle itiraz etti; afat cenk oldu; küçük eniştenin pantolonu yırtıldı. Kurtulmuş, bunun “Anayasa’ya aykırı bir teşebbüs” olarak kayda geçtiğini söyledi.
MHP, gerilimi “meşru–hukukî takdir” çerçevesinde kodladı. Bahçeli 11 Şubat 2026 mesajında, kabinedeki görev değişimini “Anayasa’nın amir hükümleri” ve sistemin “doğası” içinde meşru görürken, CHP’nin kürsü işgaline “anti demokratik” dedi. Bu tür açıklamalar anayasayı bir yandan meşruiyet dili, öte yandan çatışma dili haline getirdi.
Tartışmayı alevlendiren siyasî bağlam
Tartışmaların alevlenmesi sadece gündemin sıkışmasından değil; aynı zamanda aktörlerin anayasa kelimesini farkı farklı içeriklerle okumaları meşrulaştırmaları şeklimde de değerlendirilebilir mi; hiç şüphesiz! Yürütme kanadı “özgürlüklerin anayasal garantisi” gibi söylemlerle yeni anayasa meşruiyeti kurmaya çalışırken; muhalefet “önce mevcut Anayasa/AYM kararlarına uyum” diyerek meşruiyet eşiğini yükseltmeye çalışıyor.
Bu gerilimin yapısal nedeni TBMM aritmetiği ve anayasa değişikliği usulüdür. 175. madde değişiklik için TBMM üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunu şart koşar; mevcut sandalye dağılımı ise büyük bloklar arası uzlaşmayı zorunlu kılar. Güncel tabloda AKP 275, CHP 138, DEM Parti 56, MHP 47 görünmektedir; bu dağılım, metin kadar pazarlık/uzlaşma tartışmalarını da kaçınılmazlaştırır.
Son hafta ayrıca yasal çerçeve söylemiyle yeni anayasa söyleminin birbirine yaklaşması dikkat çekti: DEM Parti İmralı Heyeti, demokratikleşme–özgürlükler için yasal çerçevenin gecikmeden ve geniş uzlaşıyla hazırlanmasını isterken, komisyon raporunun kapsayıcı hazırlanmasının önemini vurguluyor. Bu tür bir çerçevenin (ister yasal paket ister anayasal revizyon olarak)........
