We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Devletsiz bir ulusun sineması

17 18 8
25.10.2020

Yazının başlığı Evrensel okurlarının yakından tanıdığı Yazar ve Sinemacı Soner Sert’in geçen yıl (2019) bugünlerde Dipnot Yayınları’ndan çıkan kitabının adı.

Kitap 4 ana başlık altında toplanan yazılardan oluşuyor.

1- Sinemanın Gelişim Sürecinde Siyasal Koşulların Biçime ve Estetiğe Etkisi
2- Kürt Sinemasının Oluşum Süreci ve Yılmaz Güney
3- Kürt Sinemasının Öğeleri
4- Röportajlar

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-Televizyon Bölümünü bitiren Soner Sert, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı Bölümünde yüksek lisans eğitimi gördü. Pek çok sinema, belgesel ve dizi film setinde çalışan Sert’in, Emin Alper, Tolga Karaçelik, Ezel Akay, Deniz Akçay, Hüseyin Karabey ve Seren Yüce gibi yönetmenlerin, ilk filmlerinin teorik ve pratik yönlerini anlattığı röportajlarından oluşan, Film Çekmek - Yönetmenler İlk Filmlerini Anlatıyor isimli kitabı 2018 martında h2o Kitap’tan çıktı.

Kürtleri konu alan ilk filmin 1926 yılında Sovyet Ermenistan’ında çekilen Zerê olduğu birçok kaynakta yazılmıştı. Film, Ermenistan sinemasının kurucusu kabul edilen Hamo Beknazaryan tarafından çekilmiş. Ermenistan’daki Kürt köylerinde çekimi yapılan filmin senaryosunu Ermeni harfleri tekelinde ilk Kürt alfabesini hazırlayan Hakob Gazaryan yazmış. Filmin senaryosuna yazarın Zare’nin Kaderi adlı öyküsü temel oluşturmuş. Filmde Zare ile Çoban Seydo’nun aşk hikayesi ve bundan rahatsız olan Köyün Ağası Temur Bey etrafında gelişen olaylar anlatılır. Film Kürtleri anlatan ilk film olarak geçer tarihe. Film Elegez Dağı eteklerindeki Kürt köylerinde çekilmiş. Zare sessiz filmdir fakat 1970 yılında Ermeni Besteci Alexsandır Spendiarov tarafından sesli filme dönüştürülmüş.

Türkiye’de Yılmaz Güney, Seyit Han, Endişe, Sürü, Yol gibi yaptığı birçok filmde Kürtçe isimlere yer verip, Kürt kültürüne ait motifler kullanmış, öyküler aktarmıştı.

Soner Sert, Devletsiz Bir Ulusun Sineması kitabının ‘giriş’ yazısında, Yılmaz Güney’in ölümünden sonra Kürtlerin sinemayla ilişkilerinin -başka pek çok toplumsal meselenin de etkisiyle- sekteye uğradığını, asıl çıkışın Ghobadi’nin filminin Cannes Film Festivali’nde Altın Kamera ile ödüllendirilmesi sonrası yaşandığını ve Kürtlerin, Yılmaz Güney’den sonra tekrar sinemanın öznesi olma konumuna eriştiğini........

© Evrensel


Get it on Google Play