İkiyüzlülük
Lafa gelince herkes tüm erdemlere sahip. Ahlaklı, onurlu mücadele ile eşitlik ve adalet üzerine kesilen ahkamların sonu yok. Tabii bu arada kendilerinin tertemiz olduğunu vurgularken, diğer herkesin kirli olduğunu ilan etmeyi de unutmuyorlar…
Sonra tribünleri dolduruyorlar ve oradaki davranışlarıyla gerçek yüzlerini ortaya koyuyorlar.
“İnsanların nasıl bir kişiliğe sahip olduğunu anlamak için söylediklerine değil, davranışlarına bakacaksın” sözü boşa söylenmiş değil...
“Ben ahlaklı biriyim” demenin hiçbir anlamı yok. Önemli olan, pratikte bu lafın karşılığını oluşturmak, yani ahlaki duyarlılığı, ahlaki tutarlılığı davranışlarla göstermektir. Ayrıca ahlakın, çıkara göre eğip bükülecek bir kavram olmadığını bilmek gerekir…
Ahlak, dürüstlük, vicdan, adalet hakkında her fırsatta atıp tutan erdem ve onur abideleri, mesela top rakip ceza sahası içinde rakip takım oyuncusunun göğsüne, göbeğine, sırtına, omzuna geldiğinde ya da oyuncuları rakip ceza sahası içinde en ufacık bir temasta kendini yere attığında tribünlerde yarattıkları büyük bir uğultuyla hakemi etkileyip takımlarına penaltı kazandırmaya çalışırken ibretlik bir ikiyüzlülük sergiliyorlar.
Böyle anlarda ahlaki duyarlılık, dürüstlük, adalet, onurlu mücadele gibi kavramlar nedense hiç akıllarına gelmiyor.
Takımlarının çıkarı söz konusu olduğunda en temel insani değerleri ve duyarlılıkları bile hiç umursamadan göz ardı edebiliyorlar.
Bu tipler, hakemin baskı altında kalarak verdiği yanlış bir penaltı kararından dolayı asla vicdani bir rahatsızlık hissetmezler. Hatta takımlarına katkı yaptıklarını düşünerek bundan övünç bile duyarlar.
Hedefe yürünen yolda gözler dönünce kim avanta penaltıyı dert edinir ki zaten?
Bunlar hiç kuşkusuz şikeye de karşıdır. Şike yapanları aşağılar, onlara en ağır hakaretleri yöneltirler. Ama buna karşılık, başka takımlara giden oyuncularının, kendilerine karşı ellerinden geldiğince mücadele etmesini hiç hoş karşılamazlar. O oyunculardan beklentileri, maça asılmamaları, yani diğer bir deyişle şike yapmalarıdır. Aksi takdirde yuhalamalarla, ıslıklamalarla ve cinsiyetçi küfürlerle gereğini yaparlar!
Ahlak anlayışlarının ve onurlu mücadele kaygılarının çıtası gerçekte bu kadar düşüktür işte…
Bunun yanında taraftarlığın, takımları başarısız sonuç aldığında öfke patlaması şeklinde ortaya çıkan ürkütücü bir hali de var. Bunun pek çok örneğini tribünlerde, sokaklarda, eğlence mekanlarında, evlerde çekilen videolarda görebiliyoruz.
Öfkelenme anında cinsiyetçi küfürler eden, Vandalca saldırganlıkla hırsını eşyalardan çıkarıp ortalığı kırıp döken bu tiplerin özellikle kadınlar için ne kadar büyük bir potansiyel tehlike olduğundan şüphe edilmez…
Bir yandan, tecavüz arzusunun dillendirildiği cinsiyetçi küfürler aracılığıyla komplekslerini tatmin etme peşinde koşar ya da öfkesini kusarken, diğer yandan takımına bağlılığını, “Senden başka kimim var benim”, “Tek aşkım”, “Senin için ölürüm” gibi bunalımlı söylemlerle romantize etmeye çalışan kişilerin insanlarla sağlıklı ilişki kurabilmesi mümkün olabilir mi?
Yöneticilerin ve medyanın yaptığı güzellemeler de, taraftarlığın giderek patolojik bir hal aldığı gerçeğini gizlemeye yetmiyor…
