Şerefinle oyna hakkınla kazan

Üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur

Kâtibimin setresi uzun, eteği çamur

Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır?

Efendim uzunmuş kâtibimizin ceketi eski Üsküdar’ın Arnavut kaldırımlarında yürürken çamurlanmış biraz… Olsun efendim el ne karışır?

Fazlaymış muhalefetin sandalyesi, haydi başkan içeri, yeni başkana hukuk engeli, üç gözaltı, dört transfer… Katibimin setresi uzun, eteği çamur… Olsun efendim kâtip benim ben kâtibin el ne karışır…

Bizim hoca da iyi aslında, İtaliano malum… İtalyan o, ülke tarihinden dolayı tecrübesi fazla… ama yok bunu onun da aklı almayacaktır… Hakemi ayarla, Fenerbahçe’nin hocasını görevden al, yeni hocanın en azından maça kadar gelmesini engelle, üç Fenerli’nin lisansı için yürütmeyi durdurma kararı çıkart, 4 tanesine de gerek yok Greenwood’u transfer et Beşiktaş’a… idman mı dediniz ne gerek var… maç cepte nasılsa… Kâtibimin setresi uzun, eteği çamur ama kafası rahat: Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır…

Hocam sen boşa koşturup duruyorsun sahanın kenarında ama sen de haklısın alışmışız biz “Şerefinle oynayıp Hakkı’yla kazanmaya…”

Efendim kâtip uykudan uyanmış gözleri mahmur, üzerinde bir sersemlik, bir ağırlık… görmemiş herhalde daha motorin ve petrol fiyatlarını… enflasyon ve işsizlik oranlarını… Ha........

© Evrensel