İç sahanın tahkimi: Size de garip gelmiyor mu?

Psikolojinin çok temel kuralına göre, bir insan karşısındaki için ne düşünüyorsa, bu düşüncelerle bizzat kendi içini yansıtıyordur.

Şimdi; savunmaya hazırlanan bir insan ya da bir kurum, hatta bir devlet olarak karşıdan saldırı düşüncesi kafamızı kemiriyorsa, hele de bir gecede yarım saatten de az zamanda yatağından derdest edilen Nicolas Maduro kafamızı bu kadar bulandırıyorsa, bunun üzerinde tepinmeyip, oturup sakince bizi bu düşünceye sürükleyen milleti bölücü icraatımızı düşünmeli ve bundan sonra toplumu kenetleyici davranışlar üzerinde adam gibi kafa yormalıyız. Eğer bu düşünceler bizi iç tahkimin güçlendirilmesine götürüyorsa, şimdiye dek yaptıklarımızdan nedamet getirip, bundan sonraki davranışlarımıza ağırlık vermeliyiz. İç sahanın tahkiminin aşağıdan yukarıya doğru değil de, yukarıdan, yani siyasetten halkın birbirine kenetlenmesine doğru olabileceğini idrak edebilirsek ancak meseleyi kavramış ve çözüm yoluna girmiş olabiliriz. Zira “Teslim etmeyiz” ya da benzer yavelerle olayı geçiştirmeye çalışmak, sorunu çözmeyeceği gibi, meseleyi derinliğine anlamamızı da engeller. Bu rolde sahneye çıkanlar iç tahkimden söz ediyor; Devlet Bahçeli de liderliğini yürüttüğü açılıma bir yıldız ekleme amacıyla, açılım projesinin nasıl gerekli olduğundan söz ediyor. Ne ilginçtir ki, muhalefet de, bence bu bağlamda hiç görevi olmadığı halde aynı sahada topa girmekten çekinmemektedir. Açıktır ki, işin kaymağını, yine inanılmaz sözcük oyunlarıyla siyasiler götürüyor ve kamuoyunu sürükledikleri olumlu coşkudan piyasa koşullarına uygun paylarını almaya çalışıyor.

Halkı temsile tabii ki yetkili değilim, ama farzımuhal böyle bir yetkim olmuş olsa idi, bu yönde beyan veren hiçbir siyasiye prim vermez, hatta onlara neden böyle bir oyuna geldiklerini ciddi olarak sorardım. Zira, her sosyal ya da politik gedikten kendine pay biçme manevralarında bir numara olan siyasiler burada da karşıt........

© Evrensel