2025 yılı 2026’ya üç önemli gündem devretti!

2025 yılının ilk günü bu köşede çıkan yazıda Trump’ın 20 Ocak’ta ikinci kez ABD’de başkanlık koltuğuna oturacağına dikkat çekilerek, 2025’in dünyanın “Düne göre bile daha güvensiz bir gezegen haline geldiği” söyleniyordu.

Nitekim Trump; başkanlık koltuğuna oturduktan sonra bugüne kadar hiçbir ABD başkanının cesaret edemediği biçimde Kanada’nın ABD’nin 51. eyaleti olması, Grönland’ın Danimarka’dan satın alınması, Panama Kanalı’nın yeniden ABD mülkiyetine geçirilmesi, Meksika Körfezi’nin adının ABD Körfezi olarak değiştirilmesi gibi amaçlarını yeniden yeniden yineledi.

Ekonomik bakımdan zaten zorluklar yaşayan Avrupalı emperyalistlere de vasal muamelesi yapan Trump, Ukrayna-Rusya savaşını bitirme planına ikna edemediği Avrupalı ülkelerin üzerine “Madem savaşmak istiyorsunuz parasını siz ödeyin” diyerek savaşın yükünü yıkan bir tutum aldı. Trump’ın “barış girişimleri” sonucunda bu savaşın ne zaman biteceği ise düne göre bile daha belirsiz hale geldi ve yılın son haftalarında savaşın Karadeniz’i de içine alıp genişleyeceğinin işaretleri çoğaldı.

Trump yönetimi NATO üyelerinin ittifaka katkılarını da bütçelerinin yüzde 2’sinden yüzde 5’ine çıkarttırdı. Rusya’ya yönelik ambargoya uymalarını ve enerji ihtiyacını Rusya’dan değil ABD’den yapmalarını isteyerek 2026’da Avrupa’yı zorlayacak dayatmalar yaptı.

2025’in aralık ayı başında Trump yönetimi, “önce Amerika odaklı” ABD ulusal güvenlik stratejisi belgesi yayımlayarak “Kuzey, Orta ve Güney Amerika’da ABD’nin hegemonyasının yeniden tesisini”, ”Askeri güç yoluyla barışı”, “Çin’le ekonomik merkezli bir mücadeleyi” öne çıkardı.

Geride bıraktığımız 2025 yılı, İsrail’in Filistinlilere yönelik soykırıma vardırdığı katliam; Trump’ın İsrail’e verdiği açık çek sayesinde en kanlı dönemini yaşamakla kalmadı, bölgeye müdahale, ABD ve İsrail savaş uçaklarıyla birlikte İran’ın askeri tesislerini bombalamaya kadar vardı.

Dahası İsrail, Suriye hatta Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilmesinde etkin bir taraf olarak hareket eder duruma da geldi. Kısacası Suriye iç savaşı boyunca sadece Suriye’de değil tüm Ortadoğu’da çok önemli bir mevzi kazanan Rusya ve İran, Esad rejiminin devrilmesi ve HTŞ’nin Şam’da yönetimi ele geçirmesiyle bölgede büyük bir mevzi kaybına uğrarken ABD, bölgeyi yeniden dizayn eden güç haline geldi. Ama burada daha da önemlisi ABD İsrail’i de bölgenin yeniden dizayn edilmesinde etkin bir ülke haline de getirdi. Dolayısıyla........

© Evrensel