Türkiye’deki hakim demokrasi anlayışına bakarak, pek çok insan açısından “kayyımlı demokrasi” nitelemesinin karşılığının olmadığı iddia edilebilir. Ne diyelim, Türkiye’deki demokrasi “tam demokrasidir” mi diyelim?

Bir düşünelim. Daha düne kadar, dil ve kültür yasakları vardı. Mesela 2932 sayılı Yasa vardı. Kürtçe konuşmak, yazmak, bildiri ve afiş basmak, dağıtmak yasaktı. Derneklerde, sendikalarda, siyasi partilerde uygulanacak bir yasak vardı. 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nu ve Vedat Aydın’ın ekim 1990 tarihli İHD Genel Kurulunda Kürtçe konuşması sonrası gözaltı ve tutuklamaya maruz kalmasını hatırlayınız.

Bu dil yasağının çiğnenmesi durumunda aynı yasada yaptırım olarak o derneğin kapatılması yaptırımı öngörülüyordu.

Lütfen düşünün, dil ve kültür yasaklarının bulunduğu bir demokrasi olabilir mi?

Peki bugün kayyımlı demokraside durum nedir?

Müzik yasaklarını, tiyatro yasaklarını, toplantı ve gösteri yapma yasaklarını nasıl gündem dışı tutarız?

Demokrasi nasıl tarif ediliyordu, Birleşmiş Milletler Dünya İnsan hakları Konferansı Viyana Bildirisi’nin 8. maddesinde?

Bildiri’ye göre, demokrasi, halkın, kendi, siyasal, ekonomik, toplumsal ve kültürel sistemini belirlemek için iradesinin özgürce ifade edilmesiydi, halkın kendi yaşamlarının tüm yönlerine tam katılmasıydı…

Bu konuyu hatırlamamız 19 Ağustos ile ilgilidir. 19 Ağustos 2019 tarihinde Diyarbakır, Van ve Mardin büyükşehirlerine kayyımlar atandı. Büyükşehirlerin belediye başkanları halkın oylarıyla (yani özgür irade ile) yönetime gelmişlerdi.

Görevden alınmaları demokrasiye aykırıydı. Özgür iradeye müdahaleydi.

Peki bu yol nasıl açıldı? OHAL açtı bu yolu. 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi sonrasında açıldı bu yol.

Önce 674 sayılı KHK ile… 674 sayılı KHK ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 45. maddesi değiştirildi. Sonra da bu değişiklik yasa haline getirildi. Yasa numarası 6758’di. Adı da “Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun”du. 674 sayılı KHK’ya dayanarak 2016 yılında Demokratik Bölgeler Partisinin toplam 95 belediyesine kayyım atandı.

31 mart 2019 yerel yönetim seçimleri ardından da HDP’li belediye başkanına mazbataları verilmedi. Toplamda HDP’li 48 belediyeye kayyım atandı. Başka bir ifade ile 5 milyona yakın yurttaşın iradesi yok sayıldı.

Yurttaşların yönetime katılma hakkı bir insan hakkıdır. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin 21.maddesi şöyledir:” Madde 21

1. Herkes, doğrudan ya da serbestçe seçilmiş temsilcileri aracılığıyla ülkesinin yönetimine katılma hakkına sahiptir.

2. Herkesin, ülkesinde kamu hizmetlerinden eşit yararlanma hakkı vardır.

3. Halk iradesi, hükümet otoritesinin temelini oluşturmalıdır; bu irade, genel ve eşit oy hakkı ile gizli ve serbest oylama yoluyla, belirli aralıklarla yapılan dürüst seçimlerle belirtilir.”

Denecektir ki bu bir yerel yönetim seçimidir. Olsun. Burada görülmesi gereken şey halk iradesine müdahaledir. Açıkça demokrasiye aykırı bir muameledir.

Ayrıca, kayyım demokrasisi, Türkiye’nin tarafı olduğu Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın ruhuna da aykırıdır.

Sonuç olarak, kayyım demokrasisi, demokrasinin reddidir.

QOSHE - Kayyımlı demokrasi - Hüsnü Öndül
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kayyımlı demokrasi

18 31 10
25.08.2022

Türkiye’deki hakim demokrasi anlayışına bakarak, pek çok insan açısından “kayyımlı demokrasi” nitelemesinin karşılığının olmadığı iddia edilebilir. Ne diyelim, Türkiye’deki demokrasi “tam demokrasidir” mi diyelim?

Bir düşünelim. Daha düne kadar, dil ve kültür yasakları vardı. Mesela 2932 sayılı Yasa vardı. Kürtçe konuşmak, yazmak, bildiri ve afiş basmak, dağıtmak yasaktı. Derneklerde, sendikalarda, siyasi partilerde uygulanacak bir yasak vardı. 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nu ve Vedat Aydın’ın ekim 1990 tarihli İHD Genel Kurulunda Kürtçe konuşması sonrası gözaltı ve tutuklamaya maruz kalmasını hatırlayınız.

Bu dil yasağının çiğnenmesi durumunda aynı yasada yaptırım olarak o derneğin kapatılması yaptırımı öngörülüyordu.

Lütfen düşünün, dil ve kültür yasaklarının bulunduğu bir demokrasi olabilir mi?

Peki bugün kayyımlı demokraside durum nedir?

Müzik yasaklarını, tiyatro yasaklarını, toplantı ve gösteri yapma yasaklarını nasıl gündem dışı tutarız?

Demokrasi nasıl tarif ediliyordu, Birleşmiş Milletler Dünya İnsan hakları........

© Evrensel


Get it on Google Play