ABD’nin delilik çağı

Soykırımcı-Epstein Koalisyonu, İran’da gösterişli darbelerle acziyet ve umutsuzluk yaratarak boyun eğdirme taktiğini tekrarlıyor. Bir ulusun en değerli varlıklarını yok ederek teslimiyet koşullarını kabul ettirebileceğini düşünüyor.

Japonya’yı dize getiren atom bombasının temin ettiği dünya düzeninin altındaki temel mantık nükleer silah olmadan yeni imha araçlarıyla sahneleniyor. ABD Başkanı Donald Trump bataklığa gömüldükçe elini yükseltiyor.

Rejimi dağıtmak için umut bağladıkları kafa uçurma operasyonları işe yaramadı. Ardından teknik kapasitesi yüksek üniversiteleri, 106 yıllık Pasteur Enstitüsü gibi köklü kurumları, bilimsel araştırma merkezlerini, hastaneleri, kritik fabrikaları ve enerji altyapısını hedef alarak milyonları çaresizliğe sürüklemeye çalışıyor. Yeni bölgesel düzeni ve güç denklemini ancak böyle kurabileceğine inanıyor. İran’ın yıkımını Amerikan nesillerinin geleceğine yatırım olarak görüyor.

Korkutan, caydıran ve herkesi hizalayan…

Savunmasız B1 Köprüsü’nün bombalanması, Trump’ın “İran’ı taş devrine göndereceğiz” tehdidinde ifadesini bulan kötülüğün dipsizliğine işaret ediyor. Aradığı zaferi buluncaya kadar 90 milyonu yaşam ünitesinden çekecek şekilde tüm elektrik santrallerini vurmaktan söz ediyor. Stratejik aklın zerresini barındırmıyor. Kibir ve küstahlığın ürettiği hezeyandan başka bir şey yok.

İran’ın ‘stratejik sabır’ siyasetini her tür aşağılanmayı sineye çeken bir edilgenlik olarak algılayanlar, ABD ve İsrail’in askeri teknik üstünlükleri karşısında savaş sanatını yeniden üreten stratejik bir akıl ile karşılaşmanın şaşkınlığını yaşıyor.

İsrail’in dokunulmazlık zırhı içindeki haydutluğuna sınır çizen ve Amerikan hegemonyasının Orta Doğu’daki yıldızını söndüren toplumsal bir direnç, askeri misilleme ve jeopolitik oyun kabiliyeti beklenmiyordu.

Taş Devri’ne gönderme tehdidinden bir gün........

© Evrensel