We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Genç sosyolog Gülten, askıda ekmek ve Marx’ın sosyolojisi

38 27 18
26.10.2020

“Toplumun üzerinde yükselen devletin özel çıkarları ve toplumsal bir dayanağı vardır. Bu dayanak, bürokrasidir. Devlet, çeşitli kuvvetlere sahiptir: organizasyon, ideoloji, zorlama, siyasal karar. Ama kendisine temel ödevi gören gerçek toplumdan; sınıflardan ve sınıf mücadelelerinden soyutlayamaz kendini. Farklı ama bağımlı olmayan bir gerçekliğe (Gerçekliği, bağımsızlaşmaya eğilimli olduğu halde) sahip olan devletin bu gerçekliği, toplumsal ilişkilere bağlıdır. Ve bundan ötürü, eğer, devlet aygıtı (cihazı) sınıflar üstü bir varlık kazanmaya yönelirse; yine de mevcut sınıfların ve çatışmalarının etkisi, bu devleti etkilemekten geri kalmaz. Devlet, toplumun varlığını tehdit ettikleri zaman egemen sınıfların çatışmaları konusunda hakemlik yaparak bu egemen sınıflara ya da egemen sınıfa hizmet eder. Demek ki, devlet; siyasal mücadelelerin hem alanı, hem kazancı, hem amacı, hem de elde edilmesi için uğrunda savaşılan ödülüdür.” [1]

Alıntı, uzun yıllar Fransız Komünist Partisi üyesi de olan Fransız Sosyolog ve Felsefeci Henri Lefebvre’nin, 1966 yılında yayımlanan ‘Marx’ın Sosyolojisi’ adlı kitabında, Marxist teorinin merkezinde yer alan devlet teorisine dair bölümden.

Parlamentodaki bir polemikte, bir davanın duruşmasında, bir iş başvurusunda, gündelik hayatın çok çeşitli alanlarında yaşadığımız birçok şey, sanki o anla malul, başı ve sonu olgusal olarak gözümüzün önünde gerçekleşen ilişkilerden ibaret gibi algılanır. Oysa her gün binlercesi yaşanan tekil olaylar, siyaset sosyolojisinin işaret gibi, görünmez bağlarla birbirine bağlı bir sistematiğe sahiptir.

Bir duruşma salonunda hakim, yargılanan siyasal parti........

© Evrensel


Get it on Google Play