Soma’nın yıl dönümünde ÇSGB’den “cinayet mahallini nasıl temizleriz?” eğitimi |
13 Mayıs… Bu ülkede 301 madencinin karanlığın içinde can verdiği, çocukların babasız, kadınların eşsiz kaldığı, “fıtrat” denilerek üzeri örtülmeye çalışılan büyük bir işçi katliamının adı. Tam da böyle bir günde, sözde görevi iş cinayetlerini önlemek, iş sağlığı ve güvenliği kültürünü geliştirmek ve çalışma yaşamını daha güvenli hale getirmek olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezinin (ÇASGEM) düzenlediği webinarın başlığına bakıyoruz:
“İş Kazası Sonrası İlk 24 Saat: Yönetici Nasıl Davranmalı? Psikolojik İlk Yardım ve Kriz Yönetimi Rehberi”
İnsan ister istemez soruyor:
Gerçekten bu yaptıkları işe bak demek, öfkelenmemek elde değil.Çünkü metinlere, sunum diline ve vurgulara bakıldığında ortada işçi sağlığı ve güvenliği değil, adeta “kurumsal hasar kontrolü”, “fayda maliyet analizi” var. İşçinin sağlığının nasıl korunacağı konuşulmuyor; yönetici nasıl görünmeli, nasıl konuşmalı, nasıl “empatik” görünmeli, bunlar anlatılıyor.
Ölümün sebebi değil, görüntü yönetimi
Bir işçi öldüğünde önce neden öldüğü konuşulur.
Neden önlem alınmadığı.
Neden üretim baskısının güvenliğin önüne geçtiği.
Neden sensörlerin susturulduğu.
Neden denetimlerin göstermelik olduğu.
Neden işçinin “burada bir şey olacak” diye yaptığı uyarıların dikkate alınmadığı konuşulur. Ama burada ne konuşuluyor?
Sosyal medya paylaşımı yapmak.
Basına “soruşturmanın takipçisiyiz” demek.
Türkiye’de işçi ölümlerinin ardından eksik olan şey gözyaşı değil zaten. Bu ülkede kameralar karşısında timsah gözyaşlarıyla ağlayan yönetici çok gördük. Eksik olan şey hesap vermekti.
Soma’da da........