İş yerinde eleman, mahkemede sanık
TBMM Adalet Komisyonunda görüşülen kanun teklifiyle suça sürüklenen çocuklara uygulanan yaş küçüklüğü indirimleri daraltılıyor, cezaların artırılması tartışılıyor. Teklifin en çok tartışılan ikinci maddesi, itirazlar üzerine iktidar tarafından bile yeniden değerlendirilmek zorunda kaldı. Salı günü Mecliste tartışma sürecek.
Aynı günlerde Türkiye bir kez daha çalışırken ölen bir çocuğun haberi. Henüz 14 yaşındaki Emirhan Sarısu iş cinayetinde yaşamını yitirdi. İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine göre yılın ilk altı ayında en az 37 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.
Bu iki gelişme birbirinden bağımsız değildir. Bir yanda çocukları daha ağır cezalandırmayı tartışan bir devlet, diğer yanda çocukları daha küçük yaşlarda üretimin içine iten bir ekonomik düzen…Bugün tartışılan yalnızca çocuk adalet sistemi değil; çocukluğun nasıl tanımlandığıdır.
Çocukluk sermayeye emanet edilirken
Süleyman Tuna Ergüler ve Eymen Enes Aygece 16 yaşındaydı. Mesleki eğitim merkezi (MESEM) kapsamında Alanya’da bir otelde çalışıyorlardı. Kaldıkları personel lojmanında çıkan yangında ağır yaralandılar. Eymen 37 gün, Süleyman ise 39 gün süren yaşam mücadelelerinin ardından hayatını kaybetti.
Onların ölümü çocuk emeğini üretimin olağan parçası haline getiren anlayışın sonucudur. MESEM’lerle birlikte çocuklar eğitim hakkının öznesi olmaktan giderek uzaklaştırılıyor; işletmelerin ucuz iş gücü ihtiyacının parçası haline getiriliyor. Eğitim ile üretim arasındaki denge bozuldukça çocukluk da metalaşıyor. Çocuğun okuldaki zamanı, bedeni ve geleceği piyasanın ihtiyaçlarına göre yeniden düzenleniyor. Bugün çocuk emeği istisna değil, ekonomik büyüme stratejisinin temel unsurlarından biri haline getiriliyor.
Çocuk emeğinin metalaştırılması
İSİG Meclisinin verilerine göre 2013 yılından bu yana en az 852 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Bu çocukların 291’i........
