Magazin asla sadece magazin değildir |
Türkiye’de medya ekonomisini anlamak için, sahiplik yapısına dair Ticaret Sicil gazetesi gibi kaynakların ötesinde, en verimli bilgiler magazin ve ölüm ilanlarından elde edilirdi eskiden. Hürriyet gazetesine verilen ölüm ilanları, bu alanda tartışmasız üstünlüğe sahip olduğu gibi çok da pahalıydı, ülke burjuvazisinin akrabalık, dostluk ilişkilerini görmek açısından bulunmaz bir vahaydı. Siyasi yakınlıklar açısından da öyle. Magazin daha verimliydi. Örneğin Ramsey’in sahibi Remzi Gür’ün Erdoğan’ın çocuklarına burs vermesini Hürriyet Kelebek’te yayınlanan bir magazin söyleşisinde “Normal bir arkadaşlık değil bizimkisi” başlığıyla okumuştuk. 2014’te Sabah-ATV’nin Kalyon Grup’a satışı sırasında kurulan “havuz”, İsmail Küçükkaya’nın Nihat Özdemir’le yaptığı bir telefon görüşmesiyle kanıtlandı:
“İsmail Küçükkaya: Sabah ve ATV’nin yeni patronuna 100 milyon dolar verdiniz mi?
Nihat Özdemir: Evet verdim. Ama borç verdim.
İsmail Küçükkaya: Nasıl ispatlayacaksınız?
Nihat Özdemir: Her şeyi legal, her şeyi temiz yaptık. Ve karşılığında hisselerini aldım.
İsmail Küçükkaya: Sabah-ATV hissesi mi aldınız?
Nihat Özdemir: Hayır başka bir inşaattaki hisseleri aldık.”
Medyada işlerin nasıl yürüdüğünü anlamak için biraz daha geriye gidelim. Mustafa Karaalioğlu, o dönem muhalif değildi, Star gazetesinin genel yayın yönetmeniydi, 10 Aralık 2012’de “Reklam bütçeleriyle korunan eski medya düzeni” başlıklı bir yazı yazdı. Karaalioğlu, sermayenin yani reklam verenin adil olmadığını söylüyor ve şunu soruyordu: “Mesela neden, Yeni Türkiye’nin en çok kazanan Koç, Sabancı, P&G gibi........