Çin’in müttefikleri yok, stratejik ortakları var
2000’li yıllarda Çin’in yükselişiyle Batı dünyası, Çin yerleşik dünya düzenini değiştirmeye mi geliyor kaygısı yaşamıştı. Çin, yerleşik dünya düzenini zor yoluyla değiştirmedi ama ilk önce gelişmekte olan ülkeler, şimdiyse bütün büyük güçler Çin’in politikalarını benimsemeye başladıkları için dünya düzeni rıza yoluyla değişiyor. Bu yeni dünya düzeni Çin’in iki prensibine dayanıyor: 1) Devlet, güçlü sanayi politikalarıyla ekonominin gidişatına yön veriyor ve sermayeyi dış şoklardan koruyor, 2) Uluslararası toplumda Çin’in müttefikleri yok, sadece stratejik ortakları var. Bu iki prensibin sonucu olarak, Çin müttefiklerinden oluşan bir ağa güvenmek yerine, gerektiğinde korumacı bir yalıtılmışlığa çekilebilmesini sağlayacak kendine yeterli bir iç sistemi geliştirmeye çalışıyor ve dışarıdan ittifak gibi görünen ortaklıklarının bir gün işine yaramama ihtimaline karşı yedekleme yaparak önlemini alıyor.
Bu yüzden -geçtiğimiz hafta yazdığım üzere- Çin, Venezuela’nın ham petrolünün yüzde 80’ini satın alıyor olmasına rağmen, Trump’ın Venezuela darbesini protesto etmekten öteye gitmedi ve Maduro sonrası döneme dair pazarlıkların içinde yer alacağını açıkladı.........
