Kendime düşünüyorum...
“Kaçıp gitmek istediğiniz yerin kaçtığınız yerle aynı olduğunu görmek tam bir aydınlanmaydı. Hapishanenin bir yer değil, bakış açınız olduğunu anlamak.”
Gece Yarısı Kütüphanesi, Matt Haig
Uzaklara dalmış bir insan gördüğümde bir şeyleri derin düşündüğüne emin oluyorum. Lakin insanlar tek başlarına kaldıklarında bir yere gözleri dalarak neler düşünüyor bilemiyorum. Derinlikli ve açık fikirli düşünce yapısından hızla uzaklaşıyoruz, endişeleniyorum. Oysa fikirlerin birbirini kovaladığı ve başladığınız yerden çok uzakta sona eren ama verimli bir çıktı ile tatmin olduğunuz düşünme egzersizlerinin faydasına çok inanıyorum. Mevcut dönemde hayata tutunmak için sebepler bulabilmek adına buna ihtiyacımız var. Sıklıkla yaptığım bu egzersiz umuyorum ki yalnız bana ait bir delilik hali değildir.
Bu sıralar konuştuğum insanların çoğunda aktif bir mücadeleden ziyade hınçlı bir bekleyiş izlenimi almaya başladım. Vitesi boşa almış hayatlar görüyorum, yokuşun götürdüğü yere gidiyorlar. Zira cepte bahane bol: “Hayattan keyif alacak alan mı bıraktılar?”
Üzerine düşündüm, garip bir benzerlik yakaladım; ikiz annesiyim. Bebeklerim ilk doğduğunda sürekli bir emzirme-uyutma döngüsünde yok olacağımı sanmıştım. Hızlı bir duşa girebilmek, bir çay içebilmek, sıradan bir insanın günlük hayat işlevlerini yerine getirebilmek için uykuya dalmalarını bekliyordum ama ikisinin birlikte uykuya daldığı o bir saatlik boşluk asla gerçekleşmiyordu. Sonra şunu fark etmiştim; beklentiye giriyordum. Ve bu beklenti benim kontrolüm dışındaydı. Beklentiden çıktım. En azından kendi kontrolümü ele aldım. Hiç uyumayacaklarmış gibi yaşamaya başladım. Pusete koyup banyoya götürüp saçımı tarıyordum, bir bardak çay için uyumalarını beklemeden karşıma koyup şarkılar söylerken içmeye çalışıyordum. Ve ilk 2 saatlik uykuyu beklentiden çıktığımda yaşadım. O iki saate ertelenmiş binlerce arzum yoktu artık, ben de huzurla uyuyabildim.
Yaşadıklarımızdan bir şeyler öğreniyoruz derken seneler sonra aynı hatayı yaptığımı fark ettim. Ülkenin geldiği durum ve gelecek belirsizliği sebebiyle bu ömre dair hayal ve planları ertelemeye başlamışım fark etmeden.
“Hele bir seçim gelsin de...” cümlesiyle geçen “bakarız”lara yaslanan ertelemeler ve yaşın eremediği kemal.
Oysa geçen her gün hem gelecekten eksiliyor hem ömürden.
Bizi bir cehalet ve yoksunluk içinde........
