Dirayet-taannüt
Der gam-î mâ rûzhâ bîgâh şod
Rûzhâ bâ sûzhâ hemrâh şod
"Gamlı geçen günlerimiz uzadı ve sona ermesi gecikti. O günler, mahrûmiyyetten ve ayrılıktan hâsıl olan yanmalarla geçti."
Zinhar eşit olamadığımız şu dünyada kadın olmanın güzellikleri yine de var.
Dünyanın her yerinde bir kız kardeşlik var, illa zor anda mücadele için dayanışmak anlamında da değil, daha geniş.
Bir kadın vasatın dışına çıkan güzel bir giysi giyerse yolda durdurur överiz, ‘parfümü güzelse teninize çok yakışmış’ deriz, ‘saçların ne güzel olmuş, topuzu nasıl yaptın’?
Restoran bar tuvaletlerinde flört tüyoları fısıldaşırız, birbirimizin makyajını düzeltiriz. Tampon, ped isteriz rahatça.
Bunca mezbelede çiçek gibi açmış bir kadına kendimizce su veririz, ataerkinin övmediği bir cesareti sezeriz tanımasak da birbirimizde, sana helal olsun deme yöntemimizdir tanımadığımız kadınlarla bu övgü hali.
Pazarda birbirimizin kulağına eğilir, iki tezgah ötede iyi domates daha ucuza diye fısıldarız. Bir deneme kabininden çıkıp tanımadığımız bir kadına yakışmış mı diye yorumunu sorarız ve yanıtını ciddiye alırız.
Çantasında para ararken zorlandığında bebeğini tutarız, tuvalete gittiğinde eşyalarına göz kulak oluruz. Yolu en çok birbirimize sorarız biz.
Güvenliği hep hor görülmüşler olarak birbirimizi kollarız.
Birbirimizi seçip bir arkadaşlık kurduğumuzda buluşup ne de kolay saçmalarız. Başımıza gelen her şeyin absürtlüğüne inat saçmalık iktidarını ele alırız. Dış dünyadan kendimizi koruyan bir fanus yaratmış gibi kahkahalarla güleriz. Patriyarkanın tüm yargıları dışarıda kalır. Klişe erkek yargısı yalnızca saç boyası ve dedikodu sanar konuşulanları. Oysa dünyanın tüm dertleri rahatlıkla dile getirilir, itinayla hafifletilir. Bazı mevzulara yalnız ve yalnızca kadın kadınayken gülünebilir.
İcatlar çıkarırız kendimize, oyunlar, niyetler,........
