Neoliberalizm, 11 Eylül ve faşizm |
25 yıl önce uçaklar ikiz kulelere çarpınca hemen anlaşılan birkaç şeyden biri kulelerdeki temizlikçiler, bakım-onarım işçileri ve ofis emekçilerinin çoğunun kurtulacak zamanlarının olmadığı ve ABD’nin bu saldırıları emperyalist savaş ve müdahalelerini daha saldırgan bir şekilde genişletmesi yolunda kullanacağı olmuştu. Nitekim saldırılardan hemen sonra “teröre karşı savaş” gibi muallak ve ABD’nin emperyalist çıkarları nereyi gerektiriyorsa oraya uzayabilecek esnek bir doktrin, dışarıda Afganistan, Irak ve Libya başta olmak üzere geniş bir coğrafyada barbarca işgal, yağma ve yıkımlar getirirken, içeride gözetim devletini, ırkçılığı ve faşizan yapı ve hareketleri güçlendirdi. Burjuvazi savaş zamanları yarattığı “milli tehdit” ya da “ortak düşmana karşı birlik” gibi kullanışlı söylemleri barış zamanları “yeniden inşa” ya da güçlerini ve kârlarını arttırmak için örgütlediği “yeniden yapılanma” süreçlerinde de yaratır ve eğer bu söylemler savaş zamanları kadar etkili olmazsa o zaman yeni savaşlar yaratır.
“Teröre karşı savaş”, öncelikle Müslümanları ve Arapları (ABD emperyalizminin bizzat kendisinin Sovyetlere karşı “yeşil kuşak” projesiyle besleyip büyüttüğü selefi-cihatçı çeteler üzerinden) hem iç hem dış düşman ilan etti. Bu propaganda o kadar başarılı oldu ki bugün Arap ve Müslüman karşıtı ırkçılık gündelik ırkçılık sınıfında. Örneğin yerel ve anaakım medya ve iki partiden de politikacılar, New York belediye başkanı Zohran Mamdani'nin 11 Eylül anma törenine katılmaması gerektiğini; zira böyle bir katılımın kurbanlara ve ailelerine hakaret sayılacağını öne sürüp durdu. İkinci ve bağlantılı olarak, göçmenler hedefe kondu. Bu iç ve dış düşmanlar sayesinde savaşlara, sermaye yanlısı deregülasyona ve emek ve temel haklar karşıtı neoliberal politikalara içeride destek aparıldı. Kitlesel gözetim ve fişlemenin önünü açan yasal düzenlemeler getirildi ve bu düzenlemeler sonraki her iktidar tarafından genişletilip süresi uzatıldı; polis gücü askerileştirildi ve ülke içinde askeri birliklerin konuşlandırılması, işkence, Guantanamo toplama kampı ve gizli mahkemeler olağanlaştırıldı. Diğer yandan 11 Eylül öncesinde, Ronald Reagan ve Bill Clinton dönemlerinde başlayan, emek karşıtı neoliberal politikalar hızla genişletildi; sendikaların gücü daha da........