menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ekmek, adalet ve işçi sınıfı

21 0
27.03.2026

İnsanların daha iyi, adaletli bir dünya istemi ve mücadelesi neredeyse sınıflı toplumların ortaya çıktığı, ezen ve ezilen, yöneten ve yönetilen bölünmesi ile karşılaştıkları tarih kadar eskidir. İnsanoğlu daha özgür ve eşit yaşayabileceği bir dünya özlemi ve bunun dile getirdiği ütopyalara hep sahip oldu. Ancak kapitalizmin egemen olması, toplumun sömüren ve sömürülenler ayrımını keskin bir biçimde sahip olması, bu istek, özlem ve ütopyaların gerçekleşmesi için maddi bir zemin sağladı. 

Sömürülen ve ezilen kitleler işçi sınıfının şahsında özlemlerini gerçekleştirecek toplumsal özneyi buldular. O zamana kadar var olan ve adil bir yaşama, iyilikseverliğe vb. bağlanan sosyalizm teorileri de Marx’ın güncel kapitalist toplumun ve tarihin hareket yasalarını keşfetmesi ile bilimsel bir temele oturdu. İşçi sınıfı kapitalizmin asli ve temel unsuru idi ve sınıfları ve kendisini bir sınıf olarak ortadan kaldıracak bir harekete ve ona yol gösteren bir ideolojiye Marx ve Engels’in çabaları ile kavuşmuştu. Sisler dağılmış, yürünecek yol belli olmuştu. Paris Komünü, Sovyet Devrimi bu yolda hem önemli kilometre taşları hem de yenilmelerine karşın işçi sınıfının sömürüsüz, sınıfsız yeni bir dünya kurabilme yeteneğinin somut kanıtları olmuştu.

İşçi sınıfının ve onun etrafında kenetlenmek zorunda olan emekçi yığınların bu mücadelesi inişli çıkışlı bir tempoda sürekli olarak devam etti ve ediyor. İşçi sınıfının kazandıklarını kapitalist emperyalizmin kuşatması altında ve içten ihanete uğrayarak kaybettiklerine bakanların, artık tarihin bittiğini, işçi sınıfının değiştiğini, sömürü ilişkilerinin dönüştüğünü iddia eden teorileri, kapitalizmin her krizinde, savaşlarda, yıkım ve felaketlerde sadece yalanlanmıyor, sermeye egemenliği ve kapitalist sistem........

© Evrensel