Çerçevenin dışı

Kürt hareketinin ve onun taleplerinin “çerçeve yasaya” sığmadığını, onun çok dışına taşan istekleri olduğunu her halde uzun uzun anlatmaya gerek yok. Eğer barış, kardeşlik, demokrasi olacaksa halklar arasında eşit bir ilişki ve demokratik kuralların egemen olduğu bir politik yaşamın kurulması gerekiyor. Ama bu söylenenler, çok eleştirilen içeriğine, nasıl ve ne kadar uygulanacağına bakılmaksızın bu yasanın nesnel olarak demokratik bir mücadelenin zeminini genişlettiği gerçeğinin üzerini örtmüyor. Bu zemin genişlemesi iktidarın demokrasi ve özgürlük için mücadele edenlere yüce gönüllülüğünden dolayı bahşettiği bir lütuf da değildir. Bu yılların mücadelesinin sağladığı bir kazanım. Ayakları sağlamca bu zemine basıp, yürüyüşü sürdürmek gerekiyor. Bu mücadelenin Türk ve Kürt tüm halkın birlikte mücadelesi olması gerektiği gerçeğini burada yeniden hatırlatmak gerekiyor.

Yasaya ilişkin hemen hemen her politik parti ve çevrenin görüşleri var. Söz konusu olan politika alanı olunca iktidarın da, muhalefetin de, çeşitli parti ve çevrelerin de politik hesaplarının, düşüncelerinin, bir tutum sergilemelerinin kaçınılmaz olduğunu anlamak gerekiyor. İktidarın hesaplarının egemenliğini pekiştirmek ve sürdürmek olduğunu bilmeyen var mı? İktidar yasayı Kürtler için kayıtsız şartsız bir teslimiyet mantığıyla yürütecektir. Hangi iktidar kendini zayıflatmak ister ve politik gelişmelerden kendi için en avantajlı bir biçimde çıkmayı istemez? Peki demokrasi, barış, özgürlük isteyen hangi muhalefet hareketi mücadele ettiği zemini genişletmek, adımını ileri doğru atmasını sağlayan, durumunu güçlendirecek olan bir fırsatı değerlendirmek istemez. Dünyada bu olanaktan yararlanmayı istemeyecek bir iktidar ve muhalefet yoktur. Eğer gerçek bu ise, politik gidişatın yönünü belirleyecek olan karşılıklı mücadele ve güç ilişkileri olacaktır.

Bugün ülke halkları faşizmin ve gericiliğin ağır bir........

© Evrensel