İş güvencesi var ama yok
Bir yılda veya belirli periyotta kaç işçinin işten çıkartıldığına ilişkin doğrudan veri açıklayan bir kuruluş yok. SGK’nin aylık ve yıllık verileri bu bilgiyi içermiyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da bu veriyi açıklamamayı tercih ediyor. Hatta bu yöndeki soru önergelerine dahi cevap vermiyor.
Ancak istatistiklerden yansıyan bazı sayılar mevcut. Adalet Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında iş mahkemelerinde 280 bin dava açıldı. Arabuluculuk Daire Başkanlığı da yıl bazında sağlıklı veri açıklamamayı tercih ediyor. Ama bizzat dosya numaralarını dikkate alarak dava şartı ara buluculuk başvurusu sayısının 350 bini aştığını, ihtiyari ara buluculuk başvuru sayısının daha fazla olduğunu, işten çıkartıldıktan sonra uyuşmazlık yaşayan ve bu nedenle dava ve ara buluculuk sürecini işleten işçi sayısının bir yılda 700 bini aştığını söyleyebiliyoruz. TÜİK ve SGK verilerinin incelenmesiyle de her yıl birkaç milyon işçinin işten çıkartıldığını söylemek mümkün.
Halbuki çalışma hakkı, anayasal bir hak. Anayasa’nın 49. maddesinde düzenlenen bu hakkı, iş güvencesinin anayasal temeli olarak ele almak gerekir. 49’uncu maddeyi “İşçinin işini geçerli bir neden olmaksızın kaybetmeme hakkını” içerecek şekilde yorumlamazsak, çalışma hakkının anlamı kalmaz. Avrupa Sosyal Şartı ve İLO 158 sayılı Sözleşme de iş güvencesinin uluslararası........
