Bakanlığın ve sendikanın görmediği
“Kurumsal firma” olarak adlandırılıyorlar. Kayıt dışı çalışma, “gerçek ücret, kayıtlardaki ücret” ayrımı yok. Arçelik (Beko), Ford, Renault, Tofaş, Isuzu, Kent Gıda ve aklınıza gelebilecek tüm “büyük”, “sendikalı” fabrikalar bu statüde. Ama tamamında işçilerin önemli bir bölümü, hatta bazılarında yarıya yakını “sözleşmeli” işçi.
Büyük “kurumsal” işyerlerinde belirli süreli sözleşmelerle çalıştırılan, “kadroya” alınmayan, sendikal haklardan yararlandırılmayan, güvencesizliği sonuna kadar yaşayan, esnek çalışmanın doğrudan öznesi olan işçilere “sözleşmeli” deniyor.
Örneğin Ankara Sincan Beko fabrikasındaki bini aşkın çalışanın yarıya yakını sözleşmeli işçilerden oluşuyor. Belirli süreli iş sözleşmesi imzalatılan bu işçiler neredeyse tüm bölümlerde, tüm üretim hatlarında çalıştırıyorlar. Elbette ücretleri “kadrolu” olarak tabir edilen işçilerin ücretlerinin çok altında.
Nelerden mahrum oluyorlar?
“Sözleşmeli” adı altında çalıştırılan işçiler şu haklardan mahrum bırakılmaktadır:
- İş güvencesi: Belirli süreli sözleşmeyle çalışan işçi, sözleşme sonunda "yenilenmeme" tehdidiyle karşı karşıyadır. Bu durum, işçinin işe iade davası açma ve güdük iş güvencesinden yararlanma hakkını fiilen elinden almaktadır.
- Kıdem ve ihbar tazminatı: Sözleşmenin süresinin dolması nedeniyle sona ermesi, kural olarak kıdem ve ihbar tazminatı hakkı doğurmaz. Bu, yıllarca aynı işyerinde çalışan bir işçinin, sadece sözleşme türü nedeniyle birikmiş emeğinin üzerine bir sünger çekilmesi demektir.
- Sendikasızlaştırma: Sözleşmesini yenilememe ve kadroya alınmama kaygısı olan işçinin, anayasal hakkı olan sendikalaşma faaliyetine katılması neredeyse imkânsız hale getirilmektedir. Bu durum sadece sözleşmeli işçilerin sorunu değildir.........
