menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Liberalizmi/emperyalizmi/kapitalist oligarşiyi açıklayıcı merkez-çevre kuramı

19 0
05.06.2026

“Kayıkçı kavgası” diye bir deyim var Türkçede. İki öne çıkan anlamından/gönderiminden söz edelim.

Çarşı pazarda, Eminönü’de, Karaköy’de kalabalık saatlerde aralarında bağırıp çağırarak büyük bir kavgaya tutuştukları havası verip halkın dikkatini dağıtarak yankesicilik yapma haline kayıkçı kavgası denmektedir. Sahte kavga çıkartıp gerçek bir yankesicilik yapma durumunu anlatmak için kullanılan bir deyimdir. Faili yankesicilerdir, soyulan halktır.

Deyimin ikinci anlamı kayığa binip denize açılmaktır, kayık güvenilir bir deniz aracı olmadığından en küçük dalgada salınır durur, üzerinde dengede kalmak zordur, kayıkçılar veya kayıktakiler tüm enerjilerini kayık üzerinde dengede kalmak için geçirir, hayat böylece küçük uğraşılar uğruna geçip gider.

Üçüncü bir anlamı da ilk ikisinin uzantısı sayılır: Gerçek durumu göremeyip orta oyunuyla vakit geçirmek, olayların ana sebeplerini, ardındaki güç ilişkilerini görememek.

Yaşadığımız hal kayıkçı kavgasının üç çeşidiyle de yorumlanabilir mi? Yaşananların gönderimleri anlamları neler, bu yaşananlar nasıl görülebilir, anlaşılabilir, nasıl tanımlanabilir tarif edilebilir? Dahası ne yapılabilir ve ne yapmalıdır? Yankesiciliğe mi rıza göstermeli, kayığa mı binmeli, küçük sularda mı yüzmelidir? Yoksa?

Kapitalizm veya liberalizm

Türkiye kapitalist bir devlet, anayasal olarak hem üretim araçlarının özel mülkiyetini hem de piyasa düzeneğini garanti ediyor. Dünya yaygın olarak kapitalist bir dönemden geçiyor. Diğer bir adı “liberalizm”.

Liberalizm; 1-bireyin 2-çıkarını korumak ve artırmak için (böyle bir amaç ve sonuçla) 3-mülki girişim veya şirketleriyle veya mülki ortaklıklarıyla 4-el koyma, 5-ticari iş veya doğrudan ticaret - arz talep, satım alım yaparak 6-birikim elde etme, 7-birikimini yeni birikime/yatırıma yatırarak 8-varlıklarını artırma peşinde olma 9-döngüsüdür; kısaca ana motivasyon olarak maddi kazanç veya kariyer elde etme, mekanizma olarak el koyma, meta üretimi ve meta elde etme/ticarettir. Liberal özgürlüğün ana şartı metanın/malların ve tüccarın serbest hareketi, hak mal mülk hakkıdır. Mal mülk kaldırılırsa liberal özgürlük ve haklar ortadan kalkmış sayılmaktadır.

Despotik liberalizm, despotik kapitalizm

Kral, monark, ruhban sınıfı, soylular dışında da kentsel burjuvazi yükselmeye başladığından itibaren kendisi için başta serbest hareket olmak üzere özgürlük ve haklar talep etti. Tek güç olmadığından ilk aşaması monarklar, kilise, soylular, askerler ve paralel olarak yükselen aydınlar gibi sınıf zümre nüfuz gruplarıyla belli bir dengeleşim, kendi aralarında da “serbest piyasa” fikri üretmişlerdi, Magna Charta’dan, 1200’lerden, noterlerden başlayarak belli ilke ve sözleşmeler oluşuyordu. Ancak hakim güç haline gelmeye başladıkları 1900’lerden itibaren bu ilke ve sözleşmeleri yok saymaya başladılar. İlkesizlik, yasasızlık, keyfilik hali despotizm olup, hele de sosyal hareketler ve 1989’da Sovyetlerin çöküşü ile de birlikte tümden keyfi bir döneme geçtiler. Günümüzde kendi aralarında da bir ilke kural geliştiremiyorlar. DB, IMF ve BM bile kurallar oluşturamıyor. Artık despotik kapitalizm, despotik liberalizm çağındayız.

Geniş halk kesimlerinde rıza üretmek için dini etnosantrik konuları öne çıkarma gibi bir ideolojik manevra yapsalar da bu ancak bir ilinek düzeyindedir, o da keyfidir. Neomuhafazakar liberalizm/ kapitalizm terimi de çok hatalı olmamakla........

© Evrensel