We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Eğitim ve öğrenci bir var bir yok...

14 9 15
23.10.2020

Türkiye’de ve Ortadoğu’da yazılacak o kadar çok konu var ki, bazen insan neye öncelik vereceğini şaşırıyor. Haftanın önemli gündemlerinden ikisine değinip uzaktan öğretimin, iki günlük okulların veya kısmi örgün eğitimin hallerine döneceğim. Bazı öğretmen deneyimleri aktaracağım. Önce bütçe ve fikri iktidarlık meselesine dikkat çekelim.

Bütçe görüşmeleri başlıyor. Burada eğitimcileri ilgilendiren yüz yüze eğitime dönülmesi için veya okul ve üniversite hizmet ve yatırımları için ne kadar bütçe öngörüldüğü olacaktır. MEB ve Yükseköğretim bütçesinde hangi kalemlere ne kadar bütçe öngörülüyor?

Eğitimle ilgili ikinci nokta, kreş, ana sınıfı ve yetişkin eğitiminde okullara alternatif haline getirilmeye çalışılan çoğu Diyanete bağlı sıbyan mektepleri veya Kur’an kursları için ne kadar bütçe ayrıldığıdır. Dahası bu Diyanete verilen bütçenin Diyanet bütçesi mi yoksa çeşitli yollarla tarikatlara aktarılan bütçe mi olduğudur.

Haftanın önemli diğer gündemine gelirsek Cumhurbaşkanının “Fikri iktidar olamadık” açıklamasıdır. Yükseköğretimde yeni eğitim öğretim yılının açılışı da vardır, bunun sarayda “himaye” altında yapılması adet haline getirildi ama bu konuyu bir yana bırakalım, “Fikri iktidar olamadık” açıklaması çok daha önemlidir.

“Fikri iktidar olmak” ne anlama geliyor. Demokrasi çoğulculuk, fikir ve vicdan hürriyeti şart saydığına göre, “Fikri iktidar olmak” çocukların ve tüm toplumun vicdan ve fikrini ele geçirmek, fikir ve vicdan hürriyetini baskılamak anlamına mı geliyor?

Kasım ayında ortaokul 5. ve lise 9.sınıflarda da iki günlük okula geçileceği açıklandı. Geriye dört sınıf düzeyi ile üniversiteler kaldı. Umarım onlar da yakında başlar.

Marttan beri yazıyorum. Her ne şartla olursa olsun kısa ve toptan karantinalar dışında okulların açık kalmasının önemini, okul ve üniversitenin bir hak olduğunu, uzaktan öğretim veya evden eğitim gibi konseptlerin halk çocuklarının eğitimine bir faydası olmadığını, giderek okul ve üniversitelerin değersizleştirildiğini ve deregüle edildiğini, çocukların haneye, sokağa, tarikatlara teslim edildiğini; okulun bir yaşam ortamı olduğunu, diyalogsuz topluluksuz üniversite olamayacağını; onun için bir an önce tam gün okullara dönüşün sağlanması gerektiğini ısrarla gerekçeleri ile yazıyorum. İki günlük de olsa okullara dönüş olumludur. Bir an önce hem okullar hem de üniversitelerde tam zamanlı eğitime dönülmelidir.

Bu arada öğrenci, veli ve öğretmen deneyimlerini de takip etmeye çalışıyorum. Bu kez iki günlük okulların nasıl gittiği ile ilgili bazı öğretmen deneyimlerini aktarmaya çalışacağım.

İki günlük de olsa okula dönülmesi olumlu ancak zorunlu olmaması yüzünden pek okula da dönen yok gibi.

Çocuklarımızla ilgili olarak, birinci sınıf öğretmenleri anlaşmış gibi okuma yazma eğitimini sıkıştırarak acele verme düşüncesinde. Okulların kapanması durumunda sesleri ve mantığını verip gerisini veliye bırakmaktalar.‘OKUL BAHÇESİNDE KOŞMAYI ÖZLEMİŞİM’

İki gün de olsa uzaktan derslerden daha verimli görünüyor. (…) Özlenen sadece arkadaşlar değilmiş, “Bahçesinde koşmayı dolaşmayı özlemişim diyor oğlum.”Haftada bir gün canlı ders yapılıyor. Okulda temel dersleri alan öğretmenimiz canlı dersi ilk yardım vatandaşlık trafik derslerine........

© Evrensel


Get it on Google Play