menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünyayı Trump üzerinden okumak

10 0
27.01.2025

Dünya hegemon' unda iktidar değişimi, dünyayı fena sarsıyor. Donald Trump, 20 Ocak’ta görkemli bir törenle, ABD’nin 47. Başkanı olarak göreve başladı. Hedef; “Önce Amerika”. Kendi başına buyruk, tüccar kafalı, öngörülemez ve müesses nizam karşıtı ve şimdiye kadar gelen hiçbir başkana benzemiyor. Amerika'nın çok yayıldığını, içe dönmesini tekrar güç kazanmasını savunuyor ve derin devletle mücadele ediyor. Ona göre; ABD ekonomisi zorda, dünyadan geri çekilmeli, altyapısını yenilemeli, kendisine zarar veren dış ticaretini tümüyle gözden geçirmeli. Dış ticaret, ABD’nin aleyhine işliyormuş. Yani tüm dünya Amerika'nın emperyalizminden bahsederken, Trump’a göre dış ticarette sömürülen Amerika’ymış. Ticaretten zarar gören Amerika, zavallı Amerika. Oldukça ilginç bir bakış açısı…

Trump, daha ilk günden önüne gelen çok sayıda radikal kararnameyi imzalayarak, çok hızlı bir giriş de yaptı. Bunların arasında, Biden’in çok sayıda kararnamesini iptal etmek ve Amerika’yı birçok uluslararası anlaşmalardan çıkarmak da var. Bunların arasında Dünya Sağlık Örgütü ve Paris İklim Konferansı da var. Tüm dünya nefesini tutmuş, Trump’ın atacağı adımların kendilerini nasıl etkileyeceğini merak ve endişe ile izlemeye başladı.

Eğer bir gerçek, dünyanın çok kutupluluğa doğru gitmekte olduğuysa, ikinci gerçek de, o noktaya gelene kadar ABD’nin daha uzun bir süre, dünya hegemonu olarak kalmaya devam edeceğidir. Dünyada Amerika’nın vereceği kararlardan etkilenmeyecek ülke yok gibi. Çin, yükselen güç ve arayı kapatıyor ancak Amerika’nın çok boyutlu güç yapısını dengelemesi için daha zaman var. Öte yandan büyüyen Brics de dengeleri yakında ciddi olarak etkileyecek gibi. Değişen ABD yönetiminin alacağı kararlardan, hemen hemen her ülke, endişeyle nasıl etkileneceğini anlamaya çalışıyor.

İSRAİL

Dünya, inanılmaz şok dalgalarıyla sarsılarak hegemon Amerika'nın dış politikasını, siyonist yahudi milyarderler koalisyonu ve yahudi lobisi üzerinden İsrail’in yönettiğini gördü. Dünya ama başta Amerikalılar ; siyonist yapının, Amerika’nın kılcal damarlarına kadar girip, her yere inanılmaz derecede nüfuz ettiğini, maalesef Amerika’yı soykırıma tam bir suç ortağı yaptığını gördü. Başkan kim olursa olsun, bunun hemen değişmeyeceği de anlaşıldı. Trump kendi başına buyruk ama kabine, çoğu insana fanatik siyonistlerin resmi geçidini hatırlatıyor.

Ancak İsrail de, artık, yeni seçilmiş ve son dönemine girmiş ve seçim korkusu yaşamayan ve Yahudi lobisinden de desteğe ihtiyacı olmayan Trump’ın onlara nasıl baskı uygulayabileceğin den korkuyor. Ama tam olarak bu güne kadar İsraile kesin olarak dur diyen yok. Tüm dünyanın soykırımcı yaftasını boynuna astığı ve uluslararası mahkemelerde soykırımcı ilan edilen İsrail ve çoğu lideri, eninde sonunda Amerikan desteğinin çekilmesi ile neler olabileceğini ciddi ciddi düşünmemişe benziyor

FİLİSTİN

Dünyada birçok şeyi Çin'in ürettiği doğrudur. Ama cesaret ve vatan için fedakarlık üreten en büyük aktör Gazze’dir. Herhalde toprakları için bu kadar ağır bedel ödemeye hazır başka bir millet yoktur.

Dünyanın gözü önünde her gün soykırıma uğrayan Filistinliler, maalesef 21. yüzyılın en büyük soykırım kurbanları oldular. Ancak bütün Arap dünyasından ses çıkmaması ve Mısır’ın da buna tam katkı yapması işin en acı tarafı. Amerika bir İbrahim anlaşmaları diyerek önde gelen zengin Arap ülkeleriyle İsrail'i barıştırarak Filistin sorununu gömmeyi ve unutturmayı adet başarmış gibiydi ki Gazze patlak verdi.

Filistinliler uğradıkları soykırım sonunda varılan anlaşmaya, İsrail’in uyup uymayacağını ve uymazsa Amerika’nın ne yapacağını endişeyle izliyorlar. Belki Trump baskı uygular da, İsrail anlaşmalara saygı duyar da, soykırım sona erer düşüncesiyle ileriye umutla bakmaya çalışıyorlar. Aksi durumda nelerin olabileceğini biliyorlar. İsrail ateşkesi bozmaya başladı bile. Trump bu bizim savaşımız değil diyerek sıyrılabilir.

RUSYA

Sovyetlerin çökerek parçalanmasını 20.yüzyılın en büyük jeopolitik trajedisi olduğunu söyleyen Putin, henüz yeni dünyaya uyum sağlayamamış. Ukrayna’yı elde tutmak istemesi, kendisi açısından anlaşılabilir ama tüm Ukrayna’yı çok kanlı bir işgale kalkışması çok aleyhine işledi. Sadece Donbas ve Kırım'a asker gönderip anlaşma isteseydi, istekleri daha kolay kabul edilebilir Batı alarm zillerini bu kadar güçlü çalmayabilirdi. ABD ise, ta başında krizi yönetebilecek iken, işi tam bir mega-trajediye çevirdi.

Bugün Putin, Batı’yı sıkıştırmış görünüyor ama Trump’ın tekliflerini arka arkaya reddederse, tablo değişebilir. Trump, Ukrayna’yı ciddi şekilde silahlandırarak, Rusya’yı zor duruma getirerek, masaya getirmeye zorlayabilir. Bölgede durum çok daha kötüye gidebilir.

ABD, Rusya’yı kendi saflarına çekerek Çin’e karşı kullanmaya çalışıyor ama şimdilik bu zor. Çin, Rusya'nın Ukrayna'da en büyük destekçisi. Bu arada Trump'ın “Kanada ve Grönland ve Panama Kanalını alacağım” demesi üzerine, Rusya'da “1867’de Rus Çarı tarafından Amerika'ya satılan Alaska’yı geri alalım” diyenler arttı. Zaten biraz hayal dünyasında yaşayan bazı Rus tarihçiler, inşallah buna inanıp işi büyütmezler.

UKRAYNA

Eğer gerçekten Batı, Ukrayna’yı bu kadar savaşın içine soktuktan ve ağır bedel ödettikten sonra yalnız bırakır, ödediği ağır bedeli de görmezden gelir ve onu bir Rus çözümüne zorlarsa, bu tarihin en büyük ihaneti olarak kayda geçecek. Bundan sonra, üçüncü ülkelerin Batı’nın vereceği garantilere güvenmesi herhalde çok zor olur.

Ancak Ukrayna’nın Batı’ya sık sık hatırlattığı da, Batı başkentlerini çok derinden düşündürüyor. Denilen şu: “Ukrayna’yı harcayıp Rusya’ya istediklerini sunarsanız, Moskova’nın burada duracağını mı zannediyorsunuz? Rusya; Ukrayna üzerinden 1990 sonrası oluşan bütün güvenlik mimarisini kökten değiştirmeye çalışıyor. Ukrayna’da durmayacak ve devam edip Baltıkları, Transdinyester ve belki de dönerek doğuda Kazakistan’ı zorlayacaktır. Şimdi bizi bu kadar destekledikten sonra bunu keser Rusya'ya zaferi verirseniz, sonra onu durdurmak için çok daha ağır bedeller ödeyeceksiniz.” Buna birçok Batılı çevre de inanıyor.

Ukrayna, şimdi İngiltere ve Biden yönetiminin kendilerini ittiği felaketten Trump’ın onları ne derece kurtaracağını endişeyle izliyor. Maksimalist Rus lideri karşısında acaba kendilerine askeri destek vererek sahada denge sağlanacak mı? Acaba Rusya’ya satılacaklar mı yoksa destek görüp, ödedikleri ağır bedelin karşılığında, şerefli bir anlaşmaya varabilecekler........

© Eurovizyon