DEM ve Kandil artık muhatap değildir |
Suriye’de yaşananlar, DEM Partisi ve Kandil baronlarının makyajını akıttı. Nusaybin’de yaşanan Türk Bayrağı’na hakaret alçaklığı, kuşkusuz DEM’in hoyrat tutumuna dayanıyor.
Türkiye, Suriye PKK’sının meşru yönetime gürültüsüz patırtısız bağlanması niyetiyle, Terörsüz Türkiye çabalarına karşı sergilenen direnç ve kışkırtmaları itidalle karşıladı. Hatta sergilenen hadsizliklere verilmesi gereken tepkilerin dozunu düşük tutmaya gayret etti.
Dahası, Terörsüz Türkiye çabalarının bir an önce neticeye ulaşmasını temin adına, PKK ve siyasî uzantılarına karşı ziyadesiyle sabır gösterdi.
Gelinen noktada, Suriye’de olması gerekenler yaşanıyor. Göz boyamak için ihdas edilen SDG; YPG’ye, yani PKK’ya indirgeniyor. Bir bakıma, aslî şekline rücu ediyor.
İlaveten, 100 bin kişilik terör ordusu ve 60 bin TIR dolusu silah masalının da sadece balon olduğu ayan beyan ortaya çıktı.
Dolayısıyla Türkiye’nin, terörü bölgeden temizleme noktasında çok da acele etmesine gerek kalmadı.
Buna bağlı olarak, tahammül sınırlarını zorlayan hadsizlere gösterilen hoşgörü de son bulmalıdır.
DEM, ARTIK MUHATAP OLAMAZ
Meselenin özeti şudur: Kandil ve DEM, birbirinin ayrılmaz parçasıdır. Her ikisi de, ‘Kurucu Önder’in talimatlarını uygulamamış; uyutmaya çalışmıştır.
Sosyolojik taban ise; Kandil-DEM çizgisine çok uzak, Öcalan’ın murat ettiği terörün sonlandırılması hedefine çok yakındır.
Dolayısıyla, DEM Partisi, Terörsüz Türkiye sürecinde muhataplık yetisini kaybetmiştir.
Gelinen noktada, Öcalan ile toplum arasındaki gereksiz eklentiler, yani Kandil-DEM ekseni tamamen devredışı bırakılmalıdır.
Bu arada, önümüzdeki günlerde hazırlanacak Terörsüz Türkiye Komisyonu Raporu, DEM ve Kandil’in bu mevzudaki samimiyeti için bir turnusol kâğıdı olacaktır. Bakalım DEM, rapora ne tür sokuşturmalar yapmayı deneyecek…
Şayet DEM, şu anda olduğu gibi, zamanın ruhuna aykırı hareketlerini sürdürürse, beklenen komisyon raporu askıya........