Bir Cinayeti Lezzetle Örtemezsiniz!
Kendimi bildim bileli deniz canlılarının hepsine karşı korumacıyımdır ama içlerinde bazılarına karşı daha fazla; bunlarda biri ahtapotlar. Bu konuyu yazmak da düşünmek veya görmek kadar acı vereceği için uzun zamandır erteliyordum. Ancak “insan” denen mahluk bu konuda iyice zıvanadan çıkmış durumda. İlk kez bir yazımda bu denli sert bir üslup kullanıyor olacağım ama emin olun buna değecek çünkü bazı gerçekler damak tadınızdan daha ağırdır.
Ahtapot Yemek Vahşiliktir!
Bugün, gurme restoranların şık tabaklarında bir “delikates” olarak sunulan o kıvrımlı kolların arkasında, doğanın en büyük mucizelerinden birinin katliamı yatıyor. Eğer vicdanınızın sesini bastırmayı bıraksaydınız, o tabağa her çatal uzattığınızda aslında bir deniz canlısını değil, rüya görebilen, oyun oynayan ve sizinle iletişim kurabilecek kadar zeki bir yabancı zihni tükettiğinizi fark ederdiniz. Ahtapot yemek bir tercih değildir; bu, insanın evrendeki kibrinin ve duyarsızlığının en çiğ dışavurumudur.
Bir düşünün: Dokunduğu her şeyi tadan, hissettiği her duyguyla (öfke, korku, heyecan) rengi değişen bir canlıdan bahsediyoruz. O ızgaraya atılmadan saniyeler önce, katilinin gözlerinin içine bakıp durumu analiz edebilen, kaçmak için planlar kuran bir bilinçten...Siz ise sırf birkaç dakikalık bir çiğneme zevki için, milyonlarca yıllık evrimsel bir dehayı kaynar sulara atıyorsunuz. Bu bir beslenme zinciri değil, bu zekaya karşı işlenmiş bir suçtur!
Bilim, ahtapotların uykularında renk değiştirerek rüya gördüklerini kanıtladı. Belki derin denizlerdeki bir mercanı, belki de okyanusun karanlık bir köşesindeki bir oyunu düşlüyorlardı. Siz ne yapıyorsunuz? Rüyaları olan bir canlıyı haşlıyor, kızartıyor ve midenize indiriyorsunuz. Bir köpeği veya bir primatı yemek nasıl ki modern dünyada bir vahşet olarak görülüyorsa, onlarla benzer zekaya sahip bir ahtapotu yemek de aynı vicdani ağırlığı taşımalıdır. Onu "omurgasız" olduğu için daha az değerli sanmak, sizin kendi duygusal sığlığınızdır.
Ahtapotlar meraklıdır. Bir kameraya yaklaşıp onu inceleyebilir, bir insanın elini nazikçe kavrayıp onunla dostluk kurabilirler. Bu kadar yüksek bir merak duygusuna sahip bir canlı, acıyı da en derin haliyle hisseder. Çatalınızın ucundaki o et, sadece bir protein yığını değil; bir zamanlar dünyayı merak eden, problem çözen ve hisleri olan bir canlıydı. Kendi........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin
Rachel Marsden