Yalnızlık Vebası!...

Aynı beton blokların içine üst üste dizilmiş yüzlerce hayat, binlerce hikâye ve milyonlarca sessizlik...

Sabahları asansör kabinlerinde, birbirimizin ayakkabı uçlarına bakarak geçirdiğimiz o otuz saniyelik "yakınlık", modern şehir hayatının en dürüst özeti gibi...

Duvarların ardındaki nefes sesini duyacak kadar fiziksel olarak yakın, ama birbirimizin kederinden bihaber kalacak kadar uzağız...

Akıllı telefonlarımızın mavi ışığı yüzümüzü loş bir hüzünle aydınlatıyor belki… Ruhlarımız da gece gündüz dijital bir okyanusta "çevrimiçi" dolaşıyor!... Ama hiçbirimiz gerçek hayatta, sanal dünyadakinin tam tersine mutlak bir "bağlantısızlık" içinde olduğumuzu ve kara deliklere doğru sürüklendiğimizi fark etmiyoruz…

Ne ironik değil mi? İnsanlık tarihinin en kalabalık döneminde, tarihin en yalnız türü haline geldik... Eskiden "ıssız ada" metaforuyla anlatılan yalnızlıklar, şimdilerde metrobüs kuyruklarında, popüler kafelerin mermer masalarında veya plaza ofislerinin açık alanlarında pusu kurmuş bekliyor!...

Modern insan, kalabalıklar içinde bir başına kalmanın o tuhaf, ekşi tadıyla her gün yüzleşiyor.

Ancak bu durum artık sadece edebiyatçıların veya melankolik şairlerin meselesi olmaktan çıktı… Konu artık bir "kamu sağlığı" krizine dönüştü... Analitik veriler, kalbimizdeki o boşluğun tıbbi bir karşılığı olduğunu kanıtlamış durumda…

Brigham Young Üniversitesi’nde yapılan kapsamlı bilimsel araştırmalar, sosyal izolasyonun ve yalnızlığın vücut üzerindeki etkisinin, “günde 15 adet sigara içmekle eşdeğer” bir erken ölüm........

© Eurovizyon