Bir zamanlar Eskişehir’de Ramazan... |
Ramazan artık takvim yapraklarına daha hızlı düşüyor sanki. Oysa bir zamanlar, çocukluğumuzda, ay daha yavaş doğardı gökyüzüne. Beklemek daha uzun, sofralar daha kalabalık, dualar daha yüksek sesliydi.
Mahallede herkes birbirini tanırdı. İftara dakikalar kala balkonlardan “ezan okundu mu?” sesleri yükselirdi. Fırının önünde uzayan pide kuyruğu, aslında sabrın ve paylaşmanın kuyruğuydu. Sıcacık pidenin kağıdını açarken çıkan buhar, sadece hamurun değil, kalbimizin de buğusuydu.
Televizyonda mutlaka bir Ramazan programı açık olurdu. Belki Nihat Hatipoğlu konuşurdu, belki Bekir Develi eski hikâyeler anlatırdı. Ama asıl program sofradaydı. Dedemin yavaş yavaş çorbasını içişi, annemin “önce hurmayla açın” demesi, çocukların ezanı saniye saniye sayması…
Şimdi sofralar hâlâ kuruluyor ama sanki biraz daha sessiz. Herkesin elinde bir telefon, gözler başka bir yerde. Oysa eskiden tek ekran gökyüzüydü. Ayı arardık. Hilali........