Yalçın Küçük’ü nasıl değerlendirmeli? |
Prof. Dr. Yalçın Küçük uzunca bir hastalık döneminden sonra vefat etti.
Şahsiyeti ve fikirleri kadar renkli bir cenaze töreni düzenlendiğine şahit oldu Türkiye.
Kıbrıs gazisi olduğu için askerî törene tabi tutuldu.
Türk bayrağına sarılı tabutunun başında askerler nöbet tuttu ama çevrelerinde TKP yani Türkiye Komünist Partisi üyeleri ellerinde kızıl orak-çekiçli bayrakları dalgalandırıyordu.
Dahası beyaz cüppeli bir imam ellerini açmış, dua ediyordu.
Sanırım Yalçın Küçük’ü en iyi ihata edecek fotoğraf karesi (bir eksikle) buydu.
Kalpaklı Yalçın Küçük’e komünist, ulusalcı, ‘ulusolcu’ ve enteresan bir şekilde Kemalist çevreler ortak olarak sahip çıktı. Muhafazakâr çevreler ise PKK ve Apo ile ilişkisinden dolayı biraz uzak durmakla birlikte yine de kayıtsız kalmadı.
Bir şekilde Türkiye’deki hemen bütün siyasi kesimlere mensup aydınlar vefatının ardından beyanat vermek ihtiyacını duydu.
Bu ülkemizde pek az rastlanan olayın kahramanının yazı hayatına bakıldığında hepsini bir yanıyla ilgilendiren çok uçlu bir profil çizmişti.
Teorisyendi ama aynı zamanda eylemciydi.
Sosyalistti ama Kemalist değildi.
Solcuydu ama sol hareketi belki de bir sağcının eleştiremediği veya eleştiremeyeceği kadar yerden yere vurabiliyordu.
Nazım Hikmet’i seviyordu ama solun onun şiirlerini anlamadığını savunabiliyordu.
Hasan Tahsin’in sahte kahramanlardan biri olduğunu söylerken Çerkes Ethem’in harcandığını çekinmeden yazabiliyordu.
Sivas Kongresi’nin bir mandacı arama toplantısı olduğunu gözünü budaktan esirgemeden yazarak........