Kendi devlet başkanına bomba atanı alkışlayan eller gördü bu vatan |
Günlerden 21 Temmuz 1905.
Sultan II. Abdülhamid’in Cuma selamlığındayız. Cuma namazı bitmiş, büyük bir heyecanla beklenen padişahın görünme anı gelmiştir. Sultan Abdülhamid caminin çıkış kapısına doğru ilerlerken bazı vekil ve vezirleriyle konuşmuş, onlara iltifatlarda bulunmuştur. Tam kapıdan çıkacakken Şeyhülislam Cemaleddin Efendi Sultana ziyaretine gelen Mekke Emirini takdim etmiş ve hal hatır faslında olanlar olmuştu.
Suikastçiler ise Yıldız Camii’nin bugün park yapılmış olan bahçesinde Padişahın dışarı çıkmasını heyecanla beklemektedir. Gecikme onları iyice meraklandırmıştır. Nasıl meraklanmasınlar ki: Cuma selamlıklarına defalarca gelip gitmiş ve Padişahın camiden arabasına 1 dakika 42 saniyede ulaştığına varıncaya kadar her detayı inceden inceye hesaplamışlardı. Saatli bomba o 1,42 dakikaya göre ayarlanmıştı. Ne var ki, Sultanın tam kapıdan çıkarken koyulduğu ayaküstü sohbet planlarını alt üst edecektir.
29 yaşındaki Belçikalı sosyalist Charles Edward Jorris, Fransa’daki anarşik eylemleri sırasında Ermeni teröristlerle tanışmış, davetleri üzerine İstanbul’a gelerek Beyoğlu’nda Moravic Apartmanı’na yerleşmiştir. O ve diğer Ermeni suikastçiler önce Beykoz’da Abraham Paşa korusunda, sonra Polonezköy’de bomba patlatma denemelerinde bulunmuş, hatta Yıldız’da Padişahın geçeceği yol üzerinde bir ev kiralayarak planlarına nihai şeklini vermişlerdi. En önemlisi de Viyana’da Nesseldorfer araba fabrikasında özel bir araba dahi imal ettirmiş ve arabacının oturma yerinin altına patlayıcıyı yerleştirebilecekleri gizli bir bölme yaptırmış olmalarıydı.
Bomba yüklü arabayı Yıldız Camii’nin bahçesine sokmayı başaran suikastçiler (özel izinle girilen bu kısma koskoca arabanın nasıl girdiği daha sonra Sultanın kafasını epey karıştıracaktı) saatli bombayı harekete geçirmişler ama o “bir anlık gecikme”yi hesaplayamamışlardı.
Ardından, Boğaz’ın karşı yakasını Göztepe’ye kadar çınlatan, Avrupa yakasını ise Fatih’e kadar etkileyen ve Maçka, Nişantaşı gibi yakın semtleri yerinden oynatan müthiş bir infilak sesi duyulmuştur. Olay yerinin manzarasını Necip Fazıl’ın dumanları dağıtan kaleminden okuyalım:
“Gündüzü geceye çeviren bir duman, baruttan yayılan ölüm kokusu ve........